Tesnim Haber Ajansı- Siyonistler askeri sansür altında savaşlarda, özellikle de İran ile devam eden son çatışmada gerçek kayıplarını açıklamaktan kaçınmakta ve ölü sayılarını duyurmama eğilimindedir. İşgalci rejimin Sağlık Bakanlığı, İran ile başlayan savaşın yanı sıra 7 Ekim 2023’ten bu yana devam eden çatışmalarda yaralananların sayısına ilişkin yeni bir dizi sansürlü veri yayımladı.
İşgalci rejimin Sağlık Bakanlığı dün akşam yaptığı açıklamada, rejimin hastanelerinin son 24 saat içinde 142 yaralıyı kabul ettiğini bildirdi. Bakanlık, yaralıların durumuna ilişkin olarak 2’sinin ağır, 18’inin orta ve 119’unun hafif yaralı olduğunu, ayrıca 3 vakada şiddetli anksiyete (aşırı stres) tespit edildiğini ekledi.
Sıkı sansür nedeniyle gerçek kayıpları, özellikle de ölü sayılarını açıklamasına izin verilmeyen İbranice medya, Hizbullah’ın Lübnan’ın güneyinde düzenlediği operasyonlarda 3 subay ve 6 askerin yaralandığını duyurdu. Edinilen bilgiye göre Hizbullah’ın bu operasyonları, güdümlü füzelerle doğrudan hedef almanın yanı sıra füze yağmurlarını da içeriyordu.
Bugün ayrıca Siyonist ordu, Lübnan’ın güneyindeki çatışmalarda Paraşütçü Tugayı’ndan bir askerin öldüğünü ve 3 askerin daha yaralandığını itiraf etti.
Lübnan ve İran ile Savaşın Başlangıcından Bu Yana 5.772’den Fazla Yaralı
Öte yandan, işgalci rejimin Sağlık Bakanlığı yine aynı sansürlü veri setinde, Lübnan ve İran ile devam eden savaşın başlangıcından bu yana hastanelere 5.772 yaralının kaldırıldığını itiraf etti. 7 Ekim 2023’ten itibaren İsrail hastanelerine kaldırılan toplam yaralı sayısının ise 81.184’e ulaştığı bildirildi.
Siyonist medya ayrıca Hizbullah’ın füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını yoğunlaştırdığını ve bu durumun işgal altındaki Filistin’in kuzeyindeki Yukarı Celile’den Batı Celile’ye kadar uzanan geniş bir bölgede yerleşim yerlerinde yaşayan binlerce kişiyi evlerini terk etmeye zorladığını, yerleşimciler arasında endişe ve korkunun giderek arttığını duyurdu.
Ancak bu rakamlar, işgalcilerin İran ile girdikleri savaşta maruz kaldıkları gerçek kayıpları yansıtmamaktadır. Zira İsrailli yetkililer, kayıpların ayrıntılarının yayınlanması üzerinde sıkı bir denetim uygulamaktadır. Örneğin, İsrail Sağlık Bakanlığı’nın 5.400 kişinin yaralandığı açıklaması ile araştırma merkezlerinin önemli sayıda Siyonistin öldüğü yönündeki tahminleri arasındaki fark, bu durumu açıkça ortaya koymaktadır.
Savaş, Siyonist rejimin iç cephesinde günlük yaşamın ayrıntılarına da açıkça yansımıştır. Öyle ki, Eğitim Bakanlığı kuzey ve Tel Aviv bölgesi de dâhil olmak üzere geniş bir alanda okulları tatil etme kararı alırken, işgal altındaki toprakların diğer bölgelerinde de uzaktan eğitime devam edilmektedir.
Siyonist rejim, iç cephesinin kendi zayıf noktası olduğunun fazlasıyla farkındadır. İran ve Hizbullah, tüm işgal altındaki Filistin topraklarını kapsayan gelişmiş füze ve İHA’lara sahiptir. Bu aktörler, kritik altyapıları ve stratejik hedefleri derinlemesine vurma, yaşamı felç etme ve yerleşimcilerin günlük rutinini bozma yeteneklerini, kabine ve karar alıcılar üzerinde baskı unsuru olarak kullanarak savaşın sonucunu hızla etkilemeyi amaçladıklarını kanıtlamışlardır.
Siyonist yetkililer iç cephenin direncine dair övünmelerde bulunsalar da, gerçeklik bunun tam tersini göstermektedir. İşgalci rejimin liderleri, İsrail kamuoyunun ikna edilmeye ihtiyacı olduğunu bilmektedir. Savaş uzadıkça, Siyonist rejimin iç kamuoyundaki şüpheler ve sorular da artmaktadır. Özellikle de bilgi devrimi ve sosyal ağların yaygınlaşması çağında, savaşa dair bilgi akışı ve savaşın algılanma biçimi artık yalnızca kabinenin kontrolünde değildir.
Siyonist rejim, Batı ve Amerika’nın sınırsız ve her alandaki desteği sayesinde askeri açıdan güçlü olmakla birlikte, iç cephesini sürekli olarak hazır tutmakta, ekonomisi dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri konumundadır. Arap ülkeleriyle normalleşme anlaşmaları ve Amerika Birleşik Devletleri ile stratejik ittifakı bulunmaktadır. Ancak diğer taraftan, iç cephesinin kendi zayıf noktası olduğunu bilmektedir. Füzelerin düştüğü anların ve siren seslerinin sık sık tekrarlanması, yerleşimcilerin uzun süre sığınaklarda yaşamak zorunda kalması, toplumda sürekli bir korku ve istikrarsızlık duygusunun oluşmasına yol açmaktadır.
Bu nedenle, savaşın uzun sürmesi halinde ek zorluklar ortaya çıkabilir. Özellikle İsrail ekonomisi büyük ölçüde teknoloji, turizm ve dış yatırım sektörlerine bağımlıdır ve bu sektörler, savaş ortamında güvenlik istikrarsızlığından hızla etkilenmektedir. Bu doğrultuda, İsrail toplumunun mevcut savaş koşullarına uyum sağlama kapasitesinin, savaşın uzaması durumunda rotasını belirleyen önemli faktörlerden biri olacağı değerlendirilmektedir.
Bu yaşananlar, Siyonistlerin İran ile savaşın ilk günlerinden itibaren, İran’ın şiddetli ve ölümcül saldırı dalgasını görmelerinin ardından sokağa dökülerek savaşın durdurulmasını talep ettikleri bir sürece denk gelmektedir. Ayrıca Siyonistlerin sığınaklarda geçen gece gündüz yaşamlarına dair yayınlanan görüntüler, savaşın yol açtığı sonuçlardan duydukları şiddetli ıstırabı gözler önüne sermektedir. Zira Siyonistler bu tür görüntülere ve kendi iç cephelerinin savaş alanına dönüşmesine asla alışkın değillerdir; savaşı her zaman başkalarının topraklarında yürütmüşlerdir.
İbranice medya da defalarca, İsrail ordusunun uyguladığı sıkı askeri sansür nedeniyle gerçek kayıpların yayınlanmasına izin verilmediğini, açıklanan rakamların sahadaki bulgular ve hastane raporlarıyla büyük çelişki içinde olduğunu itiraf etmiştir.
İbrani kaynaklara göre, İsrail ordusunun İran ve Lübnan ile devam eden savaşta aldığı temel önlemlerden biri, füze isabet noktalarına ilişkin her türlü bilgi veya görüntünün yayınlanmasına uygulanan sansürü artırmak olmuştur. Ayrıca, İran veya Hizbullah tarafından hassas askeri veya güvenlik tesislerinin hedef alınmasına dair herhangi bir tartışma yapılması da yasaklanmıştır.
Gazeteciler, Siyonist kayıplara ilişkin doğru verilere hastanelerden ulaşmakta da büyük zorluklarla karşılaşmaktadır. Siyonist medyanın sansürlü verilerine göre, İran ile başlayan savaşın başından itibaren binin üzerinde İsrailli tedavi altına alınmış olup, bazıları halen hastanelerde tedavi görmektedir.
İsrail Hayom adlı İbranice gazete, İsrail ordusunun yanlış hesaplamalarla öncekinden çok daha şiddetli olan çok cepheli yeni bir savaşa girdiğini, iç cephenin durumunun son derece içler acısı olmasına rağmen askeri ve güvenlik kurumlarının bu duruma kayıtsız kaldığını bildirdi.