Tesnim Haber Ajansı Uluslararası Haberler Servisi'nin bildirdiğine göre, İslamabad müzakerelerinin haber takibi, dünyadaki ve bölgedeki çoğu televizyon kanalındaki raporların ve röportajların ana odak noktası haline geldi.
Pakistan'ın başkentine birçok muhabir gönderen Türk televizyon kanalları da müzakerelerin atmosferinden bahsediyor ve şunları söylüyor: Muhammed Bakır Galibaf'ın siyah takım elbisesi ile ceketinin yakasına şehit rehberin ve devrimin yeni rehberinin küçük bir fotoğrafını takması siyasi göstergebilim açısından önemlidir ve o, bu eylemiyle Amerika ile İsrail'e net bir mesaj vermektedir.
A Haber'in İslamabad muhabiri Merve Tepe, "İran heyeti başkanı siyah kıyafetlerle İslamabad'a gelerek ulusal yasını ve matemini gözler önüne serdi. Bunun ötesinde, Galibaf'ın takım elbisesinin yakasındaki rozet Trump'ın iddialarına bir yanıttır. O, defalarca İran rejimini değiştirdiğini ve şu anda Tahran'da yeni bir rejimin iş başında olduğunu söylemişti. Ancak Galibaf bu sembolü takarak İran'ın kurumsallaşmış bir siyasi yapıya sahip olduğunu ve savaşta bir kişi hayatını kaybederse, yerine başka birinin geçip aynı yoldan devam edeceğini gösterdi" diyor.
İslamabad müzakerelerinin haberleriyle eş zamanlı olarak, Türkiye'nin TRT televizyon kanalı muhabiri Tahran'daki Veli Asr Meydanı'ndan yaptığı canlı yayında, "Amerika'ya güvensizlikle bakanlar sadece İranlı siyasetçiler değil; İran halkı da çoğunlukla böyle bir tutuma sahip. Onlar bu süre zarfında ve kırk günlük savaş boyunca defalarca Amerika aleyhine sloganlar attılar" açıklamasını yaptı.
Bu Türk muhabir, "Eskiden İran halkının bir kısmı ülkelerinin siyasetçilerini müzakereye teşvik ederken, bu süre zarfında sosyo-politik atmosferde bir tür değişikliğe tanık olduk ve Amerika'nın sivil merkezlere yönelik sürekli saldırıları, Amerika'nın diplomatik ilkelere bağlı olmadığı inancını güçlendirdi" diye ekledi.
Türk analistlerden Bülent Atasür de Habertürk televizyon kanalına verdiği röportajda, "İslamabad müzakereleri atmosferindeki psikolojik üstünlüğün ve hakimiyetin İran ekibine ait olduğu açıkça görülebiliyor. Onlar savaş boyunca yüksek bir dayanıklılık gösterdiler ve şimdi de diplomasi meydanına güçlü bir şekilde geldiler" ifadelerini kullandı.
Ankara'nın TGRT televizyon kanalı da, "Şu anda 426 petrol tankeri İslamabad müzakerelerinin sonuçlarının açıklanmasını bekliyor. Bir anlaşmaya varılması halinde yola çıkacaklar ve bu, müzakerelerin somut ve ilk meyvesi ile tezahürü olabilir" duyurusunu yaptı.
Ancak Türk akademisyen ve analistlerden Dr. Faik Tanrıkulu CNN Türk televizyon kanalına verdiği röportajda, "Bu müzakerenin zor ve karmaşık boyutları var ve tarafların kısa vadede kesin sonuçlara ulaşması beklenemez. Örneğin; Hürmüz Boğazı, Amerika'dan tazminat talebi ve aynı zamanda İran'ın nükleer meselesi gibi konular siyasi ve teknik açıdan çetrefilli meselelerdir ve bir sonuca ulaşmak zaman alacaktır. Ancak bu aşamada önemli olan ateşkesi koruma ve çatışmaların ile saldırıların yeniden başlamasını önleme çabasıdır" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin NTV televizyon kanalı, Hürmüz Boğazı'nın jeopolitik önemi ve mevcut müzakerelerdeki konumu hakkında hazırladığı özel bir raporda, "Müzakerelerin zorlu sınamalarından biri Hürmüz Boğazı meselesidir. İran bu süre zarfında bu önemli coğrafi noktanın kontrolünü ele geçirdi ve eski koşullara dönmeye niyetli değil; karşı tarafta ise Amerikalıların da İran tarafının teklifini kolay kolay kabul etmeyeceği görülüyor" diyor.
Müzakerelerin Karmaşıklığı
Ankara'daki Habertürk televizyon kanalı özel bir raporda, İran heyetinin İslamabad müzakerelerindeki taleplerini ve şartlarını sınıflandırarak şunları kaydetti: "İran hayati ve önemli öncelikleri olduğunu göstermiştir. İlk etapta, kesin bir garanti almak ve Amerika'nın bir daha askeri saldırı yoluna girmeyeceğinden emin olmak istiyor.
İkinci öncelik Hürmüz Boğazı meselesidir ve Tahran bu stratejik boğazın kontrolünü bırakmaya niyetli olmadığını açıkça ilan etmiştir. Üçüncü konu, İran'ın bundan sonra uranyum zenginleştirme yolunda hiçbir engelle karşılaşmamayı ve nükleer faaliyetini ilerletebilmeyi beklemesidir. Ayrıca, İran'a uygulanan tüm yaptırımların kaldırılması da İran heyetinin diğer önemli taleplerinden biridir. Bu maddelerin ağırlığı göz önüne alındığında, müzakerelerin kısa vadede sonuçlanmayacağı görülüyor"
J.D. Vance'in Zor Durumu
Türk televizyon kanallarındaki siyasi analistlerin çoğu, yeniden ateşi körüklemeye çalışan taraf olarak Siyonist rejimin müzakerelerin önündeki temel tehdit olarak kabul edildiği konusunda hemfikir.
Türk gazetecilerden Ercan Gürses TRT'ye verdiği röportajda, "Savaş karşıtı vatandaşların hem Amerika'nın Washington ve New York kentlerindeki hem de İsrail'in Tel Aviv kentindeki geniş çaplı protestoları, artık Trump ve Netanyahu'yu eleştiren milyonlarca kişilik bir toplumla karşı karşıya olduğumuzu gösterdi. Ancak asıl mesele şu ki, İsrail bu kez Gazze'de gördüğümüz gibi eylemler gerçekleştirerek ateşkes atmosferini bir kez daha kolayca bozamaz. Zira bu türden her türlü tehlikeli hareket ve eylem Trump için özel bir sorun yaratmayacaktır. Ancak J.D. Vance'in yaklaşan başkanlık seçimlerini kazanma şansını yok edecektir. Vance'in Cumhuriyetçilerin desteklediği en önemli aday olduğunu ve eğer şimdi İran'la müzakere denen büyük engeli ortadan kaldıramazsa kimsenin ona oy vermesinin mümkün olmadığını unutmayalım. Dolayısıyla Netanyahu'nun her türlü olumsuz eylemi, İran'ın yanı sıra J.D. Vance'i ve Amerika'nın Cumhuriyetçi Partisi'ni de zor durumda bırakacaktır ve bu müzakere doğru yönde ilerlemelidir" diyor.
Son olarak şu noktaya da değinmek gerekir ki, Türkiye'nin NTV kanalının Pakistan'ın İslamabad kentinde bulunan muhabiri Deniz Kilislioglu, bu süre zarfında Türkiye, Katar, Mısır ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin İran ile Amerika arasındaki savaşı sona erdirmek için olumlu adımlar attığını, ancak artık bu rolün tamamen Pakistan'ın elinde olduğunu ve İslamabad'ın bu rolü sürdürmesinin beklendiğini bildirdi.