1. İran
  2. Türkiye
  3. Batı Asya
  4. Dünya
  5. Röportaj
  6. Analiz/Makale
  7. Bilim/Uzay
  8. Spor
  9. Yaşam/Kültür
  10. Fotoğraf
  11. Karikatür
  12. Video
    • فارسی
    • english
    • عربی
    • עברית
    • Pусский
  • RSS
  • Telegram
  • Instagram
  • Twitter
  • İran
  • Türkiye
  • Batı Asya
  • Dünya
  • Röportaj
  • Analiz/Makale
  • Bilim/Uzay
  • Spor
  • Yaşam/Kültür
  • Fotoğraf
  • Karikatür
  • Video

İran, Bahreyn'in İddialarına Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne Gönderdiği Mektupla Cevap Verdi

  • 15 Nisan, 2026 - 04:34
  • İran haber
İran, Bahreyn'in İddialarına Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne Gönderdiği Mektupla Cevap Verdi

Amir Said İrevani, Bahreyn'in Güvenlik Konseyi ve BM Genel Sekreteri'ne gönderdiği mektubu asılsız ve kasıtlı olarak yanıltıcı olarak nitelendirdi.

İran


Tesnim Haber Ajansı'nın uluslararası servisinin haberine göre, İran İslam Cumhuriyeti'nin Birleşmiş Milletler Nezdinde Daimi Temsilcisi ve Büyükelçisi Amir Said İrevani, Bahreyn Krallığı'nın iddialarına ilişkin olarak BM Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi Başkanı'na bir mektup yazdı.

Mektupta şu ifadelere yer verildi:

"Bağlı bulunduğum hükümetin talimatı ve önceki yazışmalarımızın devamı olarak, Bahreyn Krallığı'nın Daimi Temsilcisi tarafından 7 Nisan 2026 tarihinde Birleşmiş Milletler Nezdinde, Güvenlik Konseyi Başkanı ve Genel Sekreter'e hitaben ve Fars Körfezi bölgesindeki bazı komşu hükümetler adına yapılan yazışmalara cevap vermek istiyorum."

İrevani, "İran İslam Cumhuriyeti, söz konusu mektupta ileri sürülen iddiaları kesinlikle ve tamamen asılsız ve kasıtlı olarak yanıltıcı olduğu gerekçesiyle reddetmektedir." ifadelerini kullandı.

"Mektupta Saldırganlığın Asıl Kaynağı Kasıtlı Olarak Görmezden Geliniyor"

İrevani, şu değerlendirmelerde bulundu: "Daha önceki çok sayıda ve belgeli yazışmalarda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, 28 Şubat 2026 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail rejimi, İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı uluslararası hukukun temel ilkelerinin, özellikle de güç kullanma yasağı ve saldırganlığı yasaklayan emredici kuralların açık ihlali yoluyla yasa dışı bir silahlı saldırıda bulunmuştur. Söz konusu yazışma, bu belirleyici ve temel gerçeği kasıtlı olarak göz ardı etmekte ve bunun yerine, aralarında saldırının kurbanı olan devlete sorumluluk yükleme de dahil olmak üzere, meselenin gerçek ve hukuki çerçevesini tersine çevirmeye çalışmaktadır."

"Bazı Bölge Devletlerinin Toprakları Saldırganlara Tahsis Edildi"

Mektupta şu ifadelere yer verildi: "Saldırgan eylemin hazırlık aşamalarından itibaren ve ilk gününden itibaren, savaş suçlarının işlenmesi süresince, bazı bölge devletlerinin tesislerinin, topraklarının ve hava sahalarının, saldırgan eylemleri gerçekleştirmek ve çocuklar, masum insanlar, okullar, hastaneler, kültürel varlıklar ve diğer sivil altyapılar gibi korunan sivil hedeflere karşı korkunç suçlar işlemek için yasa dışı bir şekilde saldırganların kullanımına sunulması üzücüdür. Örneğin, Minab kentindeki bir okula düzenlenen ve en az 168 ilkokul çağındaki kız ve erkek öğrencinin hayatını kaybetmesine yol açan vahşi terör saldırıları, söz konusu devletlerin topraklarından gerçekleştirilmiştir. Bu tür bir davranışın, Genel Kurul'un 3314 sayılı Kararı'nın (29. Dönem) 3. maddesinin (c) bendi kapsamına girdiği açıktır."

"Saldırganlar Bu Devletlerin Topraklarını ve Hava Sahasını Kullandı"

İrevani, "İran İslam Cumhuriyeti silahlı kuvvetlerinin izleme ve değerlendirme verilerine göre, saldırganlar, İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı yasa dışı askeri operasyonları planlamak, hazırlamak, silahlandırmak ve yürütmek için ilgili devletlerin topraklarını ve hava sahasını defalarca kullanmışlardır. Bu davranışın somut örnekleri daha önce ilgili devletlere diplomatik notalarla resmen bildirilmiştir." ifadelerini kullandı.

"Kullanılan Silahların Kalıntıları Bazı Devletlerin Cephanelikleriyle Uyuşuyor"

Mektupta, "Ayrıca, çeşitli hasar görmüş şehirlerde tespit edilen ve bu saldırganlığın işlenmesinde kullanılan silahlardan elde edilen fiziksel kalıntılar, bu silahların Fars Körfezi kıyısındaki bazı devletlerin cephaneliklerinin bir parçası olduğunu doğrulamaktadır. Sunulan deliller, bu devletlerin yalnızca saldırganlara yardım ve kolaylık sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda Genel Kurul'un 3314 sayılı Kararı'nda (29. Dönem) tanımlandığı şekliyle uluslararası örf ve âdet hukukunda saldırı teşkil eden eylemlerin işlenmesine kendilerinin de katıldığını açıkça göstermektedir. Özellikle, bu devletlerin davranışları, söz konusu kararın 3. maddesinin (a), (b) ve (c) bentleri kapsamına girmektedir." ifadelerine yer verildi.

"Bu Devletlerin Uluslararası Sorumluluğu Doğmuştur"

İran'ın BM Daimi Temsilcisi, "Bu tür bir davranış, Uluslararası Hukuk Komisyonu'nun Devletlerin Uluslararası Hukuka Aykırı Fiillerinden Kaynaklanan Sorumluluğuna İlişkin Taslak Maddeleri'nin 16. maddesinde yansıtılan uluslararası örf ve âdet hukuku uyarınca, bu devletlerin uluslararası sorumluluğunu doğurmakta ve sonuç olarak bu devletler, özellikle İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı saldırı eylemlerinden kaynaklanan zararlar için tam tazminat ödemek de dahil olmak üzere, zararları tamamen tazmin etmekle yükümlüdür." değerlendirmesinde bulundu.

"İran Terörizmle Mücadelede Kararlıdır"

İrevani, "Terörizmle ilgili iddialara gelince, İran İslam Cumhuriyeti, terörizmin ana kurbanlarından biri olarak, yıllar boyunca El-Kaide ve IŞİD gibi terörist grupların faaliyetleriyle mücadele etmek ve bu faaliyetleri azaltmak için mağdur devletlere etkili yardım sağlayarak terörizmle mücadeledeki kararlılığını, sarsılmaz bağlılığını ve belirleyici rolünü kanıtlamıştır. Bununla birlikte, İran İslam Cumhuriyeti'nin devlet yetkililerine ve bilim insanlarına yönelik cüretle organize edilen ve yürütülen bazı saldırılar hâlâ hesapsız kalmıştır." ifadelerini kullandı.

"El-Kaide İddiaları Tarihi Gerçekleri Gizleyemez"

BM Daimi Temsilci, "İran İslam Cumhuriyeti'nin El-Kaide gibi terörist gruplarla sözde 'bağlantısı' hakkındaki asılsız iddialar, İran'ın terörist ve aşırılık yanlısı gruplarla mücadelede maruz kaldığı önemli insani ve mali kayıpları kasıtlı olarak göz ardı ederken, ne bu terörist gruplarla bazı iddia sahibi blok ve kuruluşlar arasındaki tarihi ilişkileri gizleyebilir ne de İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı devam eden saldırganlığın gerçek doğasını ve kaynağını çarpıtabilir." değerlendirmesinde bulundu.

"Direniş Hareketleri İşgale Tepki Olarak Doğal Yapılardır"

İrevani, "Ayrıca şunu da hatırlatmak gerekir ki, bölgedeki istikrarsızlığın temel kaynağı şüphesiz ABD'nin desteğindeki İsrail rejiminin eylemleridir. Hizbullah ve Irak'taki direniş grupları gibi direniş hareketleri, apartheid, işgal ve terörizme karşı doğal tepkiler olarak, ait oldukları ülkelerin ulusal dokusunun ve kimliğinin ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır. Bu hareketler, uzun süredir devam eden saldırganlık ve işgal eylemlerine karşı doğal ve kendiliğinden bir tepki olarak ortaya çıkmış olup, söz konusu ülkelerin siyasi sistemlerinde de temsil edilmektedirler." dedi.

İran'ın BM Daimi Temsilcisi, "İran İslam Cumhuriyeti, kendi anayasal çerçevesi içinde ve uluslararası hukuka uygun olarak, bu tür hareketleri destekleme yönündeki ilkeli tutumu doğrultusunda hareket etmektedir." ifadelerini kullandı.

"Bazı Devletler İsrail Rejiminin Anlatılarını Tekrarlıyor"

İrevani, "Bazı bölge devletlerinin, işgale karşı direniş hareketlerini destekleme yönündeki ahlaki ve dini sorumluluklarını yerine getirmek yerine, İsrail rejimi tarafından dikte edilen anlatıları tekrarlamaya devam etmeleri derin bir üzüntü kaynağıdır." değerlendirmesinde bulundu.

"Güvenlik Konseyi Asıl Nedenlere Odaklanmalı"

İrevani mektubunda şu ifadelere yer verdi:

"İran İslam Cumhuriyeti, bu yasa dışı eylemlere karşı güçlü ve kesin protestosunu ilan eder ve Fars Körfezi bölgesindeki üye devletleri, Güvenlik Konseyi'nin odağını bu tür asılsız ve yalan iddialara yönlendirmeden, uluslararası yükümlülüklerine tamamen bağlı kalmaya davet eder. Bu, kendi topraklarından veya silahlı kuvvetleri tarafından yürütülen her türlü saldırgan eylemin derhal ve sürekli olarak durdurulmasını içermektedir."

"İran Hesap Sorma Hakkını Saklı Tutar"

İran'ın BM Daimi Temsilcisi, "İran İslam Cumhuriyeti, uluslararası hukuka aykırı fiilleriyle İran'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik saldırganlıkta rol oynayan kişi ve devletleri hesap vermeye çağırma konusunda uluslararası hukuka göre tüm haklarını saklı tutar." dedi.

"Gerçekleri Çarpıtma Girişimleri Uluslararası Barış ve Güvenliği Tehdit Ediyor"

İrevani, "Gerçekleri çarpıtmak ve sorumluluktan kaçmak için sürekli çabalar, yalnızca durumun daha da tırmanması riskini taşımakla kalmayıp, aynı zamanda uluslararası barış ve güvenliğe yönelik ciddi bir tehdit oluşturmaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

"Güvenlik Konseyi Saldırganlık ve Savaş Suçlarıyla İlgilenmeli"

İran'ın BM Daimi Temsilcisi sözlerini şöyle tamamladı:

"Güvenlik Konseyi, Birleşmiş Milletler Şartı'na tamamen uygun olarak, mevcut durumun doğrudan nedenleriyle, yani yasa dışı güç kullanımı, savaş suçları, iğrenç terör eylemleri ve İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı bu tür yasa dışı eylemleri kolaylaştıran devletlerin suç ortaklığıyla ilgilenmelidir."

 
R1729/P1396
tasnim
tasnim
tasnim
  • Hakkında
  • İletişim
  • En Çok Okunan
  • Arşiv
bizi takip et:
  • RSS
  • Telegram
  • Instagram
  • Twitter

All Content by Tasnim News Agency is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 International License.