Tesnim Haber Ajansı'nın uluslararası servisinin haberine göre, Ulusal Strateji Merkezi (USMER) tarafından Ankara'da düzenlenen 'Güney Kafkasya Güvenliği' uluslararası konferansı, bölgesel siyasi yetkililer, diplomatlar ve uzmanların katılımıyla sona erdi.
Bu toplantı, Güney Kafkasya'daki jeopolitik, güvenlik ve enerji gelişmeleri ile bölgesel ve bölge dışı aktörlerin rolüne odaklanarak düzenlendi.
Konferans iki uzman oturumu şeklinde gerçekleştirildi ve bu oturumlarda konuşmacılar, bölge içi bir güvenlik çerçevesinin oluşturulmasının gerekliliğini vurguladılar. Bu arada, İran İslam Cumhuriyeti temsilcisinin tutumu, Doğu Perinçek'in konuşmaları ve nihai bildirinin maddeleri bu etkinliğin en dikkat çekici bölümleriydi.
İran'dan 'Dayatılan Güvenlik' Eleştirisi ve Sınırların İstikrarı Vurgusu
İran İslam Cumhuriyeti'nin Türkiye Büyükelçisi Muhammed Hasan Habibullahzade, konuşmasında bölgesel güvenlik dengelerinin belirlenmesinde dış aktörlerin rolünü eleştirerek, Güney Kafkasya'da güvenlik kavramının çoğu zaman dışarıdan ve dış güçlerin çıkarlarına göre tanımlandığını, bunun da 'dayatılan güvenlik' durumuna yol açtığını ve bunun sonuçta bağımlılık ile uzun vadeli istikrarsızlığa neden olduğunu belirtti.
Tahran'ın stratejik yaklaşımını vurgulayan Habibullahzade, İran'ın uluslararası alanda tanınmış sınırlarda herhangi bir değişikliğe ve bölgenin jeopolitik yapısının manipüle edilmesine karşı kesin muhalefetini hatırlatarak, bu tür değişikliklerin genellikle yeni gerilim ve güvensizlik döngülerine yol açtığı uyarısında bulundu.
İran'ın Büyükelçisi ayrıca, ulusal egemenliğe saygı, müdahale etmeme, anlaşmazlıkların barışçıl çözümü ile ekonomik ve transit işbirliğinin geliştirilmesini içeren '3+3' platformunun temel ilkelerini, bölgesel güvenlik için sürdürülebilir bir çerçeve olarak tanıttı.
Perinçek: Ermenistan'ın Bölgesel Mekanizmaya Entegre Edilmesinin Gerekliliği
Türkiye Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, konuşmasında Kafkasya ve Batı Asya'daki gelişmelere atıfta bulunarak, Ermenistan'ın bölgesel güvenlik düzenlemelerine aktif katılımının gerekliliğini vurguladı.
Perinçek, Nikol Paşinyan hükümetinin yaklaşımlarına işaret ederek, bu politikaların bazı olumlu işaretler taşımakla birlikte yetersiz olduğunu ve bunların daha ciddi bir şekilde takip edilmesi gerektiğini söyledi.
Perinçek, Azerbaycan Cumhuriyeti ile Ermenistan arasında bir barış anlaşması imzalanmasını bölgede sürdürülebilir güvenliğin tesisi için 'hayati bir gereklilik' olarak nitelendirdi ve "Ermenistan'ın bölgesel işbirliği çerçevesine, özellikle '3+3' platformu formatında çekilmesi, Türkiye'nin önündeki kilit sorumluluklardan biridir" ifadelerini kullandı.
Perinçek ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Erivan'ın politikaları üzerindeki nüfuzunun devam etmesi konusunda uyarıda bulunarak, sözde 'Trump Koridoru' projesini bu nüfuzun bir işareti olarak değerlendirdi.
Perinçek, konuşmasının bir bölümünde daha geniş bir perspektifle küresel dengelerin değişmekte olduğundan bahsederek, ABD hegemonyasına dayalı düzenin zayıfladığını ve Asya merkezli yeni bir düzenin şekillenmekte olduğunu söyledi.
Nihai Bildiri: 'Kafkasya Kafkasyalılarındır' Vurgusu ve 3+3 Platformunun Rolü
Konferansın nihai bildirisinde, 'Kafkasya, Kafkasyalılarındır' ilkesinin altı çizilerek, bölgesel sorunların bölge ülkeleri tarafından çözülmesinin gerekliliği vurgulandı.
Bildiri, İran, Rusya ve Türkiye ile Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan'dan oluşan 3+3 platformunu sürdürülebilir barışın tesisi için kilit bir girişim olarak değerlendirdi ve platformun mümkün olan en kısa sürede aktif hale getirilmesini talep etti.
Bildiride, Güney Kafkasya'nın güvenliğinin sadece bölge ülkeleri için değil, aynı zamanda Batı Asya'nın istikrarı ve hatta küresel güvenlik için de önemli olduğu ve bölgesel mekanizmaların, bölge dışı müdahalelerin yayılmasını ve gerilimlerin tırmanmasını engelleyebileceği belirtildi.
Ayrıca, mevcut koşullara atıfta bulunularak, 'Trump Koridoru' (TRIPP) projesi bölge güvenliğine yönelik ciddi bir tehdit olarak değerlendirildi ve bu planın ABD'nin bölgede askeri varlığına zemin hazırlayabileceği ve hatta yeni gerilim cephelerinin açılmasına yol açabileceği konusunda uyarıda bulunuldu.
Son olarak, katılımcılar Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin ve Azerbaycan Cumhuriyeti ile Ermenistan arasında kapsamlı bir barış anlaşması imzalanmasının gerekliliğini vurgulayarak, bu sürecin gerçekleşmemesi halinde son yılların diplomatik kazanımlarının ciddi bir tehdit altında kalacağı uyarısında bulundular.
Mevcut durumda, 'Trump Koridoru'nun (TRIPP) ABD'nin bölgeye müdahale olasılığını içermesi nedeniyle ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. ABD askeri üslerinin Türkiye sınırlarına yakın bir yere konuşlandırılması, tahrik edici bir eylem olmasının yanı sıra, İran'a karşı ikinci bir cephe açılması ve olası bir kara operasyonunun hazırlanması riskini de taşımaktadır. Bu nedenle, komşumuz Ermenistan'ı Sayın Başbakan Nikol Paşinyan liderliğinde bölgesel güvenlik çerçevesine entegre etme ortak sorumluluğuna sahibiz.
Bölgede sürdürülebilir güvenlik ve barışın sağlanması için, üç ülke tarafından mümkün olan en kısa sürede Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesini ve Azerbaycan Cumhuriyeti ile Ermenistan arasında kapsamlı bir barış anlaşması imzalanmasını talep ediyoruz. Aksi takdirde, son yılların diplomatik kazanımlarının kaybedilmesi riski bulunmaktadır. Bu risk, özellikle Ermenistan ve bizzat Başbakan tarafından dikkate alınmalıdır.