Tesnim Haber Ajansı Muhabiri’ne konuşan müzakere heyetine yakın bir kaynak, müzakerelerin son gününde yaşanan son derece dikkat çekici bir gelişmeye dair yeni ayrıntıları paylaştı.
Söz konusu kaynak şu ifadeleri kullandı: "Mutabakat metninin 13. maddesi, metindeki diğer bazı maddeler işlerlik kazanmadığı sürece nihai anlaşmaya, yani nükleer meseleye dair müzakerelerin yürütülemeyeceğine ilişkindir."
Kaynak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Müzakerelerin son gününe kadar 13. madde; 4, 5, 10 ve 11. maddeleri kapsamaktaydı. 4. madde deniz kuşatmasının kaldırılması, 5. madde Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılma sürecinin başlaması, 10. madde İran’ın petrol, petrokimya ve türevlerinin satışına yönelik yaptırım muafiyetlerinin uygulanması ve 11. madde ise İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılma sürecinin başlaması ile ilgiliydi. Dolayısıyla 13. madde; bahsi geçen bu 4 maddenin (4, 5, 10 ve 11) hayata geçirilmemesi durumunda nihai anlaşma müzakerelerinin başlamayacağına işaret ediyordu."
Konuya vakıf kaynak, son gün yaşanan kritik gelişmeyi ise şu sözlerle vurguladı: "Müzakerelerin son gününde meydana gelen en önemli gelişme, İran’ın ısrarlı takibi ve girişimleri neticesinde 1. maddenin de 13. madde kapsamına dahil edilmesi oldu."
Kaynağın aktardığına göre bu gelişmenin taşıdığı kritik anlam şudur: Eğer İran’da veya Lübnan dahil direniş cephesinde savaş, suikast ya da herhangi bir askeri operasyon vuku bulursa, mutabakat uyarınca nihai anlaşma için hiçbir şekilde müzakere yapılmayacaktır. Doğal olarak mutabakat metninin uygulanması da (Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması dahil) 13. madde uyarınca askıya alınacaktır.
Yetkili kaynak son olarak şu noktaya dikkat çekti: "İran zaten en başından beri bu tür gelişmelerin yaşanması, yani bir savaş, suikast ya da askeri operasyon gerçekleştirilmesi halinde her türlü müzakereyi durdurmayı ve ABD ile İsrail’in eylemlerine karşılık mütekabiliyet esasına dayalı, orantılı bir cevap vermeyi planlıyordu. Ancak 1. maddenin 13. maddeye eklenmesiyle birlikte, bu durum mutabakat metninde de açıkça taahhüt altına alınmış ve resmileşmiş oldu."