Tesnim Haber Ajansı- eski Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi, El-Mesire televizyonuna verdiği mülakatta bölgesel ve küresel gelişmelere değinerek Direniş'in savaş alanını durgunluk aşamasından caydırıcılık aşamasına taşıdığını ve bugün artık Siyonist rejimin, kesin bir karşılıkla yüzleşmeksizin bölge ülkelerinden hiçbirini hedef alamayacağını ifade etti.
Abdulmehdi, ABD'nin Kızıldeniz'de Yemen karşısındaki yenilgisi ve yine bu ülkenin İran karşısındaki yenilgisinin, çatışma denklemlerinde yeni değişkenlerin şekillendiğini gösterdiğini söyledi. Ona göre, Filistin'in yanında duran her ülke nihayetinde kuşatılmış olmayacak; aksine, sonunda izolasyon ve kuşatma altında kalanlar Filistin'in karşıtları olacak.
Abdulmehdi, Yemen'e yönelik ablukanın zalimce bir eylem olduğunu vurgulayarak Yemen halkının direnişinin bu ablukayı bir zafere dönüştürdüğünü ekledi.
Eski Irak Başbakanı, Yemen'in bugün uluslararası denklemleri etkileme bakımından bölgedeki pek çok ülkeden, hatta hepsinden daha etkili olduğunu ve bazı ülkeler küresel denklemlerde hiçbir rol oynamazken, Yemen'in bu denklemlerin değişimindeki önemli faktörlerden birine dönüştüğünü belirtti.
Abdulmehdi, küresel gelişmelere işaret ederek dünyaya hükmeden sömürgeci sistemin kademeli olarak çökmekte olduğunu; bu sürecin kimi zaman hızlı kimi zaman yavaş ilerlediğini söyledi. Ayrıca ABD'nin askerî, ekonomik, ahlaki ve hukuki açıdan dünyanın gözleri önünde gerilemekte ve çökmekte olduğunu dile getirdi.
Abdulmehdi, Suudi Arabistan'ın Yemen'i abluka altına almasını tahakküm arayışının bir tezahürü ve bölgedeki özgürlük yanlısı akımların yayılmasını önleme girişimi olarak nitelendirdi ve Siyonizm'in ABD içinde geri çekilmekte olduğunu, bu koşullarda bölgede zafer kazanmasının veya "Büyük İsrail" projesini hayata geçirmesinin mümkün olmadığını ekledi.
Abdulmehdi, sömürgeci sistemin kendi ülkelerinin kalbinde dahi geri çekilmekte olduğunu ve bu sürecin ona bağlı tüm unsurları etkilediğini vurguladı. Ona göre, küresel gücün, ekonominin ve siyasetin kaynakları da açık ve net biçimde değişmektedir.
Abdulmehdi, Filistin, Yemen, Irak ve İran İslam Cumhuriyeti dâhil olmak üzere bölgede ve dünyanın farklı kesimlerinde şekillenen hareketlerin, tahakküm ve sömürgeden kurtuluş yolunda ilerlediğini söyledi. Yemen'in tarihi bir fırsattan yararlanarak özgürlük sürecini başlattığını, ancak bölgesel ve uluslararası aktörlerce desteklenen iç ve dış muhalif güçlerle karşı karşıya olduğu için henüz tamamen özgürleşmediğini ekledi.
Abdulmehdi, Suudi Arabistan, BAE ve diğer Basra Körfezi ülkeleri tarafından Yemen'e uygulanan ablukanın, bu ülkede şekillenen özgürlük yanlısı dönüşümü durdurma girişimi olduğunu ve bu süreci durdurmak isteyen herkesin aslında kendisine zarar vereceğini söyledi.
Eski Irak Başbakanı ayrıca 2019 yılında, Tahran'ın talebi üzerine İran ile Suudi Arabistan arasında arabuluculuk yapmaya çalıştığını ve bu girişimlerin, iki ülkenin daha sonra Çin arabuluculuğuyla vardığı anlaşmanın zeminini oluşturduğunu ifşa etti.
Abdulmehdi, Aramco şirketinin konumuna değinerek bu şirketin Suudi Arabistan'ın kuruluşunun ekonomik temelini oluşturduğunu ve petrolün keşfinden önce Suudi Arabistan'ın ekonomik açıdan zayıf bir ülke sayıldığını söyledi. Aramco'nun Suudi Arabistan'ın en önemli ekonomik ve mali güç kaynağı olduğunu ekledi.
Abdulmehdi, Yemen ablukasının hâlâ sürdüğünü ve kendi kanaatine göre bu durumun, ABD ve Siyonist rejimin Suudi Arabistan üzerindeki açık baskısı nedeniyle devam ettiğini belirtti. Bu ablukayı bir kez daha zalimce olarak nitelendirdi ve başta Basra Körfezi ülkeleri olmak üzere tüm ülkeleri ablukayı sona erdirmek için adım atmaya çağırdı.
Abdulmehdi, Yemen'in karşı baskı uygulayarak ablukayı kırma çabasını meşru bir hedef olarak değerlendirdi ve Suudi Arabistan'ın yararına olanın, Yemen'le ihtilaflarını çözmek için en kısa sürede bir çözüm bulmak olduğunu vurguladı.
Abdulmehdi ayrıca Yemen'in rolünün büyük güçlerin hesaplarındaki etkisinin son derece geniş olduğunu ve Babülmendep ile Kızıldeniz'in belki de Hürmüz Boğazı'ndan bile daha önemli hale geldiğini söyledi.
Irak'ta İki Akımın Mücadelesi
Abdulmehdi, Irak'a ilişkin olarak da bugün bu ülkede yaşananın bağımlı akımlar ile özgürlük yanlısı akımlar arasında bir mücadele olduğunu ve özgürlük yanlısı akımın büyüyen ve üstün yol sayıldığını, sahadaki gerçekleri pekiştirdiğini ifade etti.
Abdulmehdi, Irak'ta seyahat eden herkesin direniş ve özgürlük yanlısı ruhu açıkça gözlemleyeceğini; bu ruhun resmî bildirilerde ve toplantılarda gündeme getirilenlerden farklı olduğunu ekledi.
Eski Irak Başbakanı ayrıca milyonlarca kişinin "Yüce Şehit, İmam Seyyid Ali Hamaney"in cenaze törenine katıldığını ve bunun, zor anlarda İslam ümmetinin gerçek ruhunun tezahürü olduğunu vurguladı.
Abdulmehdi, Amerika'nın askerî varlığına ilişkin olarak NATO'nun Amerikan güçleri olmadan Irak'taki varlığını sürdüremeyeceğini ve plana göre Amerikan güçlerinin büyük bölümünün Eylül ayı sonuna kadar Irak'tan ayrılması, devamında da diğer güçlerin çıkması gerektiğini söyledi.
Abdulmehdi, ABD'nin askerî üslerini bölge ülkelerinin omuzlarındaki ağır bir yük olarak nitelendirdi ve bu üslerin Siyonist rejimi korumak için bir savunma, istihbarat ve saldırı ağı oluşturduğunu söyledi. El-Udeyd'deki en büyük ABD üssüne rağmen Siyonist rejimin Katar'ı saldırıyla hedef aldığını ekledi.
Abdulmehdi ayrıca İran'ı düşman olarak göstermek için mezhepsel bir fitne yaratıldığını ve iç ihtilaflar oluşturmanın, gerçek düşmana, çatışan tarafların anlaşmazlıklarını çözmek için başvurduğu bir hakem ve hâkim konumuna gelme imkânı verdiğini söyledi.
Ürdünlüler ABD Üslerinin Kaldırılmasını Talep Ediyor
Abdulmehdi, Ürdün'de çeşitli şahsiyetler, kurumlar ve dernekler tarafından imzalanmış, yabancı askerî üslerin bu ülkeden çıkarılmasının talep edildiği önemli bir belge gördüğünü söyledi. Abdulmehdi, son savaş sırasında bu üslerin tek işlevinin Siyonist rejimi korumak olduğunu ve rollerinin bölge kamuoyu için tamamen açığa çıktığını vurguladı.
Abdulmehdi, bu mücadeleyi en başından beri İslam ümmetinin işgal ve sömürgeden kurtuluşu için verilen uzun soluklu bir savaş olarak tanımladı ve bunu kısa vadeli bir savaş olarak görenlerin analizlerinde hataya düştüğünü söyledi.
Abdulmehdi, mevcut karşı karşıya gelişin eş zamanlı olarak hem savaş hem ateşkes olduğunu, birikimli bir mücadele sayıldığını; bazı aşamalarda ağır kayıplara yol açabileceğini, ancak nihayetinde hedefe ulaşmanın zaferin ölçütü olacağını ekledi. Ayrıca bu karşı karşıya gelişi tek bir alanla sınırlı olmayan kapsamlı bir mücadele olarak değerlendirdi ve savaşın farklı biçimlerde devam edeceğini belirtti.
Abdulmehdi, ABD Kongresi'nde ve aynı zamanda dünyadaki genç nesiller arasında tarihi bir dönüşümün şekillendiğinden söz etti ve bazı alanlar kaybedilse de bu akımın kazanımlarının yenilgilerinden fazla olduğunu ekledi.
Abdulmehdi, cephelerin birliğini ve İslam ümmetinin tutum birliğini tarihin doğal ve büyüyen akışı olarak nitelendirdi ve düşmanın bu ümmetin güçlerini "vekil güçler" olarak tanıtmaya çalıştığını, oysa böyle bir şeyin mevcut olmadığını söyledi.
Abdulmehdi son olarak Irak, Lübnan, Filistin ve Yemen'in her birinin İslam ümmetinin büyük meselesiyle bağlantılanmış iç meseleleri bulunduğunu söyledi. Yemen liderliğini, Seyid Abdulmelik el-Husi'yi ve bu ülkenin halkını takdir ettiğini ifade etti ve Yemen'in bugün önemli bir model sunduğunu ekledi. Yemen'in Gazze'ye desteğe başladığında pek çok kişinin bunu ciddiye almadığını, ancak şimdi Yemen'in dünyanın en önemli dosyalarından birine dönüştüğünü, uluslararası denklemlere gerçek dengeyi yeniden kazandırmada büyük bir rol oynadığını ve tüm ülkeler için dış güçlere bakışlarını yeniden gözden geçirme fırsatı sağladığını belirtti.