Tesnim Haber Ajansı- Gürcistan ile Ermenistan arasındaki ikili iş birliğinin temeli hâlâ heterojen, çok boyutlu ve karmaşık nitelikler taşımaktadır. Dış politika alanındaki farklı yönelimler, uluslararası düzeyde farklı güç bloklarına bağımlılık ve aynı zamanda rakip altyapı ve transit projelerinin varlığı, iki komşu ülke için eş zamanlı olarak hem altın fırsatlar hem de ciddi kısıtlar oluşturmaktadır.
Bu analitik haberde, Ermenistan ve Gürcistan'ın hangi noktalarda ve hangi stratejik alanlarda birbirleriyle en fazla uyum ve yakınlaşma gösterdiğini, buna karşılık hangi eksenlerde Güney Kafkasya bölgesinde birbirlerinin ciddi rakipleri olarak öne çıktığını ayrıntılı biçimde inceliyoruz.
Gürcistan-Ermenistan ilişkileri mevcut aşamada dikkat çekici bir canlanma ve dinamizm yaşamaktadır. Ocak 2024'te imzalanan tarihi "Stratejik Ortaklık Ortak Bildirisi"nin ardından bu iki komşu ülke, diplomatik nezaket söylemlerini geride bırakarak belirli iş birliği alanlarında operasyonel programların hazırlanması ve uygulanması aşamasına geçmiştir; bu alanlar stratejik ulaştırma ve transit koridorlarından enerji ve dijital ekonomi gelişimine kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.
Ticari Altyapı ve Ekonomik Mübadeleler
Tiflis ile Erivan arasındaki ikili iş birliği, her şeyden önce iki ülkenin kendine özgü jeopolitik ve coğrafi konumu, karşılıklı ihracat kapasiteleri ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasından miras kalan ham madde altyapısı tarafından şekillendirilmektedir.
Hâlihazırda iki ülke arasında serbest ticaret anlaşması yürürlüktedir ve vize muafiyeti rejimi (2023 yılından itibaren iç kimlik kartlarıyla uygulanmaya başlanan) vatandaşların geçişini kayda değer ölçüde kolaylaştırmıştır.
Geçen yıl Ermenistan, Gürcistan'ın toplam ticaret hacminde dokuzuncu sırada yer alırken, Gürcistan'ın ihracat destinasyonları açısından beşinci sırada bulunuyordu. Resmî verilere göre Gürcistan, Ermenistan pazarına 552,9 milyon dolar değerinde mal (binek otomobiller, petrol ürünleri, etil alkol, buldozer gibi ağır iş makineleri ve çeşitli içecekler ile limonatalar dâhil) ihraç etti.
Buna karşılık Gürcistan'ın Ermenistan'dan ithalatı 234,7 milyon dolar olarak kaydedildi; bu rakam ağırlıklı olarak bakır cevheri, cam kap ve şişeler, tütün ürünleri ve sigaralar ile kıymetli metal içeren taşlardan oluşuyordu.
Rusya Pazarına Yeniden İhracat Meselesi
Gürcistan Çevre Koruma ve Tarım Bakanlığı, Ermenistan üretimi ürünlerin Gürcistan toprakları üzerinden Rusya pazarına yeniden ihraç edildiğine dair her türlü bilgi ve haberi resmen şiddetle reddediyor. Ancak saha gerçekleri, Rusya'nın Ermenistan'ın gıda ve tarım ürünlerine yönelik ithalat kısıtlamaları getirmesinin ardından Gürcistan'ın dikkat çekici bir hızla devreye girerek geniş Rusya pazarındaki boşalan yerleri ve boşlukları doldurduğunu gösteriyor.
Bu çerçevede istatistikler, Gürcistan menşeli alabalık, kiraz, elma ve maden sularının Rusya'ya ihracatında ani ve sert bir artışa işaret ediyor. Ekonomi uzmanları, son derece sıkı sertifikasyon sistemleri olmaksızın bu malların doğal ve organik menşeinin kesin olarak tespit edilmesinin son derece güç ve neredeyse imkânsız olduğunu; bu güzergâhtan paralel ihracat ve gizli transit ihtimalinin tamamen inkâr edilmesinin analitik bir hata sayılacağını düşünüyor.
Transit Koridorları ve Çok Modlu Ulaşım Güzergâhları
Transit alanı, Orta Doğu'daki hızlı gelişmeler ve süregiden krizler nedeniyle önemi her geçen gün artan, ikili etkileşimin en kilit ve en stratejik eksenlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Bu ilginin merkezinde "Basra Körfezi-Karadeniz" koridoru yer alıyor.
Bu dev lojistik proje, güzergâhı şu şekilde olan çok modlu bir taşımacılık zincirini kapsamaktadır: İran'ın güney limanlarından (Benderabbas veya Çabahar Limanı) başlayıp İran topraklarından kara yoluyla geçiş ve Ermenistan'a giriş (yapımı süren 556 kilometrelik "Kuzey-Güney" otoyolu üzerinden), ardından Gürcistan topraklarına giriş (Bagrataşen-Sadahlo sınır kapısından) ve Gürcistan'ın Karadeniz kıyısındaki limanlarına (Poti, Batum ve inşası devam eden Anaklia Limanı) ulaşım ile nihai olarak malların Bulgaristan ve Yunanistan gibi Avrupa ülkelerine deniz yoluyla aktarılması.
Bu stratejik koridor, Azerbaycan ve Türkiye topraklarını baypas ederek Ermenistan'ı fiilen hayati bir bağlantı halkasına, Gürcistan'ı ise nihai bir transit merkez ve düğüme dönüştürmektedir. Belirtmek gerekir ki, uluslararası "Kuzey-Güney" ulaşım koridorunun kuzey bölümleri Gürcistan sınırlarına kadar büyük ölçüde tamamlanmış ve işletmeye hazır durumdadır.
Enerji Diplomasisi ve Elektrik Takası
İki ülkenin enerji alanındaki iş birliği, karşılıklı ilişkilerin en verimli ve en başarılı boyutlarından biri sayılmaktadır. Ermenistan ve Gürcistan enerji ağlarını hâlihazırda birbirine bağlayan enerji nakil hatları şunlardır: "Alaverdi-2" hattı (220 kilovolt kapasiteli), "Lalvar" hattı (110 kilovolt) ve "Aşotsk" hattı (110 kilovolt).
2025 yılında Gürcistan'dan Ermenistan'a elektrik ihracatı hacmi dikkat çekici biçimde 52 milyon kilovatsaate ulaştı. Enerji alanındaki bu iş birliği düzeyi ve sürekli mübadeleler, iki ülke arasındaki ortak sınır bölgelerinde güvenli, istikrarlı ve ticaretin gelişimine elverişli bir ortamın oluşmasına zemin hazırladı.
Üçlü Bölgesel Format Girişimi
Mart 2026'da Siğnaği kentinde düzenlenen hükümetlerarası komisyon toplantısında Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan'ın Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan arasında -Tiflis'in desteği ve kolaylaştırıcılığıyla- üçlü bir format çerçevesinde bölgesel iş birliğini derinleştirme konusundaki ciddi ve stratejik iradesini ortaya koydu.
Bu diplomatik girişimin temel mantığı ve nihai hedefi, tamamen bölgesel sınırlar içinde tanımlanmış yeni bir yapı ve platform oluşturmak; böylece Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki gergin ilişkilerdeki gerilim ve çatışma seviyesini kayda değer ölçüde azaltıp istikrara doğru ilerlemektir.
Gizli Rekabetler; Tiflis ile Erivan'ın Çıkar Kesişim Noktası Neresi?
Sözü edilen tüm iş birliği alanlarına rağmen, bu iki Kafkas cumhuriyetinin ikili ilişkilerinin özünde, çıkarlarının şiddetle çatıştığı ve rekabet ettiği sürtünme noktaları ve eksenler bulunmaktadır.
Gürcistan'daki Anaklia derin su limanı stratejik projesi hâlihazırda Belçikalı "Jan De Nul" şirketi tarafından inşa edilmektedir. Bu limanın inşası tamamlanırsa, çok modlu taşımacılık zincirinin merkezi ve belirleyici unsurlarından biri haline gelecektir. Ancak bunun gerçekleşmesi, eş zamanlı olarak Ermenistan'ı Gürcistan'ın limanlarına, demir yolu ağlarına ve transit yollarına giderek daha fazla bağımlı hale getirecektir.
Bu altyapı bağımlılığı bir yandan Tiflis'e ikili müzakerelerde güçlü bir pazarlık kozu ve baskı aracı sağlarken, diğer yandan Gürcistan'ı da Ermenistan'dan kesintisiz ve sürdürülebilir bir transit akışının korunması konusunda ilgili ve bağlı kılacaktır.
Bölgesel Transit Merkezi Konumu İçin Rekabet
Transit jeopolitiği alanında "Basra Körfezi-Karadeniz Koridoru", doğrudan "Zengezur Koridoru" (Ermenistan topraklarından geçen) ve "Aras Koridoru" (İran topraklarından geçen) ile sıkı bir rekabet içindedir. Aynı zamanda Avrupa Birliği'nin ciddi ve kapsamlı desteğine sahip "Orta Koridor" (Trans-Hazar güzergâhı), Azerbaycan ve Türkiye topraklarından geçerek Ermenistan'ı fiilen kendi transit denklemlerinin dışında bırakmaktadır.
Bu karmaşık yapbozda, Orta Koridor'un temel unsurlarından biri olan Gürcistan, kendi ürün ve yüklerini Ermenistan ihracatının yerine ikame ederek Güney Kafkasya'da gıda transitinin ana ve tartışmasız merkezi unvanını tekeline almaya çalışmaktadır.
Farklı Blok Yönelimleri ve Batılı Ortaklardaki Ayrışma
2020 Karabağ Savaşı ve sonrasındaki gelişmelerin ardından Ermenistan, dış politika ortaklarını çeşitlendirme politikasını (Avrupa Birliği ve ABD'ye odaklanarak) aktif ve sürekli biçimde benimsemiştir; bu yaklaşım Erivan'ın diplomatik tutumlarını Tiflis'e yaklaştırmaktadır. Bununla birlikte Avrupa Birliği yapısı içinde bu iki cumhuriyet, euro alanı ile Güney Kafkasya bölgesi arasındaki entegrasyon sürecini yönlendirme sorumluluğunu taşıyan tamamen farklı grup ve blokların desteğine sahiptir.
Geleneksel olarak Gürcistan; Polonya, Baltık ülkeleri, Romanya, İsveç, Çekya, Slovakya, Slovenya ve Bulgaristan gibi ülkelerin kapsamlı desteğine sahiptir. Buna karşılık Ermenistan'ın Avrupa'daki başlıca dayanağı Fransa, Almanya, Belçika, Kıbrıs, Yunanistan ve İtalya gibi güçlerdir.
Mevcut koşullarda Gürcistan'ın Avrupa Birliği'ne yakınlaşma ve entegrasyon süreci, ikili ilişkilerin kötüleşmesi nedeniyle fiilen durmuş ve dondurulmuş durumdadır. Oysa Brüksel ile Erivan arasındaki ilişkilerde çok aktif ve dinamik bir yakınlaşma ve entegrasyon gözlemlenmektedir; özellikle Ermenistan'da yakın zamanda Avrupa Birliği'yle uyum doğrultusunda yasalar kabul edilmiştir.
İlişkilerin Gelecek Perspektifi; Zorlukların Gölgesinde Pragmatizm
Mevcut değişkenler dikkate alındığında, Ermenistan ve Gürcistan'ın; "çok modlu taşımacılığın" somut, öncelikli ve elle tutulur bir gündem maddesine dönüştüğü, tamamen pragmatik bir ortaklığı temellendirmekte ve kurumsallaştırmakta olduğu söylenebilir.
"Basra Körfezi-Karadeniz Koridoru" ve uluslararası "Kuzey-Güney" koridoru gibi stratejik projeler, iki ülkenin transit kapasitelerindeki dalgalanmalardan bağımsız olarak her koşulda nihayetinde tamamlanacak ve işletmeye alınacaktır.
Enerji açısından da Ermenistan ve Gürcistan'ın (ve daha uzun vadeli perspektifte Ermenistan ile Türkiye'nin) entegre elektrik sistemlerinin yeni ve yüksek gerilimli bir iletim hattıyla birbirine bağlanması öngörülmektedir. Bu devasa altyapı, doğrudan Avrupa Birliği'nin gözetimi ve yönlendirmesi altındaki "Kafkasya İletim Ağı" projesi çerçevesinde geniş çaplı elektrik ticaretine imkân sağlayacaktır. Bu projede yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına özel bir vurgu yapılmaktadır.
Ayrıca güvenlik alanındaki önemli bir gelişme olarak, Ağustos 2026'da Gürcistan Devlet Güvenlik Teşkilatı ile Ermenistan Dış İstihbarat Servisi'nin üst düzey yetkilileri, istihbarat iş birliğinin derinleştirilmesi perspektifleri ile ortak güvenlik tehdit ve zorluklarına karşı koyma yolları hakkında görüş alışverişinde bulundu. Güvenlik kurumları arasındaki bu yeni ve emsalsiz etkileşim düzeyinin şekillenmesi, bölgedeki büyük ekonomik ve transit projelerin hayata geçirilmesinin, iki ülkenin güvenlik servisleri arasında yakın ve kurumsallaşmış bir iş birliği ve eş güdümü zorunlu kıldığı gerçeğini ortaya koymaktadır.