Tesnim Haber Ajansı- Lübnan Parlamentosu'ndaki Direnişe Bağlılık Grubu'nun kıdemli üyesi Hasan İzzeddin, Lübnan hükümetinin hareketsizliği ortamında Siyonistlerin vahşi saldırılarının tırmanmasına ilişkin yaptığı konuşmada şunları belirtti: Siyonist düşmanın halkımıza karşı el-Mansuri, Zebdin, Kefr Tebnit beldelerinde ve özellikle Kefr Ruman kentinde kadın ve çocuklar dahil işlediği feci suç, Lübnan'ı yöneten hükümetin sorumluluğundadır.
Kadın ve Çocukların Kanı Hain Lübnan Hükümetinin Boynundadır
Hasan İzzeddin, Beyrut'un Dahiye bölgesinde düzenlenen bir anma töreninde, Lübnan hükümetinin Siyonistlerin bu vahşi suçları karşısında tek bir kelime bile etmediğini, dolayısıyla dökülen her damla Lübnanlı kanında ortak olduğunu ifade etti. İzzeddin, "Sorumuz şudur: Lübnan hükümeti, Lübnan'ın bölgedeki gelişmelerin temel bir parçası olduğu gerçeğini de göz önünde bulundurarak, gerek Lübnan'daki gerekse bölgedeki siyasi perspektife ilişkin değerlendirmelerini gözden geçirmeye hiç çalıştı mı?" dedi.
İzzeddin sözlerini şöyle sürdürdü: Lübnan hükümeti, özellikle İran ile Amerika arasında yaşanan güncel gelişmeler olmak üzere bölgenin durumunu değerlendiriyor mu? Bu hükümet, rejim vahşi saldırılarını sürdürürken Siyonist düşmanla doğrudan müzakereleri durdurdu mu?
Hizbullah milletvekili şunları kaydetti: Lübnan hükümeti halen gözlerini kapatmakta ısrar ediyor ve gerçek bir ateşkese ya da Siyonist saldırıların durmasına yol açamayan utanç verici müzakereleri sürdürüyor.
İran Tüm Mazlumların ve Özgür İnsanların Savunucusudur
Hasan İzzeddin, konuşmasının devamında İran'ın Lübnan'a ve tüm direnişe verdiği destekten dolayı takdirlerini sunarak, İran'ın bugün artık yalnızca kendisini savunmadığını; gerek hükümetler gerekse milletler olsun dünyanın tüm özgür, mazlum ve şerefli insanlarını savunduğunu ve Amerika'ya "hayır" diyen, onun hegemonyasına karşı duran tek ülke olduğunu vurguladı.
İzzeddin şunları ifade etti: Amerika'nın öne çıkan özelliklerinden olan terörizm ve gözdağı, İran direnişinin büyük kayası karşısında çöküp paramparça oldu. Bu küçük bir mesele değil; aksine İran'ın iki yönden en önemli, en büyük ve en güçlü ülkeye dönüşeceği gelişmelerden kaynaklanmaktadır.
İran, Adalete Dayalı Yeni Uluslararası Düzende Önemli Rol Oynayacak
Lübnan parlamentosu üyesi şunları söyledi: Birinci husus, Fars Körfezi ve bölgenin güvenliğinin şekillendirilmesiyle ilgilidir; öyle ki artık hiç kimse İran İslam Cumhuriyeti'ni devre dışı bırakamayacaktır. İkinci husus ise İran'ın, özellikle savunma konumundan taarruz konumuna geçişinin ardından büyük, güçlü ve muktedir bir ülkeye dönüşmüş olmasıdır.
Hasan İzzeddin şunları kaydetti: Bu, İran'ın kendisi için tehdit kaynağı saydığı tüm mekân ve bölgeleri hedef alabileceği ve Amerika tarafından planlanan her türlü saldırı ya da suça hızlı ve kararlı biçimde karşılık verebileceği anlamına gelmektedir.
Adı geçen Hizbullah milletvekili sözlerini şöyle sürdürdü: Bu, İran'ın çok taraflılık, adalet ve insanlığa dayalı yeni uluslararası düzenin şekillendirilmesinde önemli rol oynayacağı farklı bir konuma geçtiği anlamına gelmektedir.
İzzeddin, bölgede yaşanan tüm gelişmelerin Lübnan'ı etkileyeceğini, özellikle İran'ın Lübnan'ı gerek önceki gerekse sonraki her müzakerede gündeminin bir önceliği olarak belirlediğini vurguladı.
Direniş Grubu'nun bu milletvekili şunları ifade etti: Bu, her yeni müzakerede Lübnan'ın gündemin ilk maddesi olacağı ve ardından "Amerika ile İran arasında sağlanabilecek mutabakatlar yoluyla bir çözüme ulaşabileceğimiz" anlamına gelmektedir.
Hasan İzzeddin, Lübnan'daki İslami direnişin, İran İslam Cumhuriyeti ile birlikte, İsrail'i 2023 öncesi durumuna geri döndürecek yeni denklemler oluşturabilecek durumda olduğunu vurguladı. Dolayısıyla sabretmeli ve zaferin sabırla elde edildiğini bilmeliyiz.