1. İran
  2. Türkiye
  3. Batı Asya
  4. Dünya
  5. Röportaj
  6. Analiz/Makale
  7. Bilim/Uzay
  8. Spor
  9. Yaşam/Kültür
  10. Fotoğraf
  11. Karikatür
  12. Video
    • فارسی
    • english
    • عربی
    • עברית
    • Pусский
  • RSS
  • Telegram
  • Instagram
  • Twitter
  • İran
  • Türkiye
  • Batı Asya
  • Dünya
  • Röportaj
  • Analiz/Makale
  • Bilim/Uzay
  • Spor
  • Yaşam/Kültür
  • Fotoğraf
  • Karikatür
  • Video

​​​​​​​Hacıların Kardeşliğinin Müslüman Liderlerin Siyasi Arenasına Yansıması Zarureti

  • 05 Mayıs, 2025 - 15:56
  • Röportaj haber
​​​​​​​Hacıların Kardeşliğinin Müslüman Liderlerin Siyasi Arenasına Yansıması Zarureti

Tesnim haber Ajansı- İran her yıl Hac ibadeti için birleştirici bir mihver belirliyor.  Bu yıl da bölgedeki gelişmelere ve Müslümanların birliğine işaret eden bir merkezde Hac ibadeti sloganı; ‘Kurani yöntem, İslami yakınlaşma ve Mazlum Filistin halkına destek’ olarak belirlendi.

Röportaj

Bu bağlamda yaklaşan Hac mevsiminin bölgesel etkilerinin potansiyeline dair Din İşleri Yüksek Kurulu Eski Başkanı Ekrem Keleş ile bir röportaj gerçekleştirdik.

 

.Kabe’nin etrafında eriyen farklılıklar

Tesnim: Sizce büyük Hac ibadeti İslam ülkelerinin gelişmesi, Müslümanların arasındaki yakınlaşmayı sağlamak ve bu ülkeler arasındaki ihtilafları gidermek için nasıl bir potansiyele sahip? 

Ekrem Keleş: Bu çok önemli bir soru.  Şu anda Hac ayları başladı. Dünyanın dört bir tarafından Mekke-i Mükereme’ye artık akın akın gidecekler. Bu olaylar aynı zamanda Kur'an-ı Kerim'de ifade edilen haram aylar içerisinde yer alıyor. Cenabı Hak’tan birçok noktası kan ve gözyaşı içerisinde bulunan İslam dünyasının bu mübarek aylar vesilesiyle kurtuluşa ve selamete ermesini niyaz ediyoruz. Belirlenen konusu son derece önemli. Şu anda en büyük yaramız Filistin, Gazze. Tarihin en büyük zulümlerden birisine tanıklık ediyoruz. Tarih ve bütün insanlık şahit oluyor. Allah Müslümanlara birlik, beraberlik içerisinde hareket etmeyi nasip etsin de bu zulümden kurtulalım. Hac İslam kardeşliğinin en büyük tezahür alanlarından biri. Orada dünyanın dört bir yanından gelmiş olan renkleri, dilleri, ırkları, coğrafyaları farklı ama imanları, hedefleri, gayeleri bir olan milyonlarca Müslüman bir araya geliyor. Bu sadece lafta kalan bir kardeşlik tablosu değil gerçekten fiili bir kardeşlik tablosu. Farklı ülke, ırk ve renklerden Müslümanlar aynı safta namaz kılıyorlar. Aynı yerde vakfeye duruyorlar. Kabe'nin etrafında adeta bu renkler, unvanlar, farklılıklar hepsi eriyor. Bütün insanlık inanılmaz bir kardeşlik tablosu ortaya koyuyor. Bu potansiyeli tarif etmek imkansız. Oraya gelen her bir Müslüman bu kardeşliği iliklerine kadar hissediyor. Burada ‘Muhakkak ki Müslümanlar kardeştir’ ayetini canlı bir tablosunu müşahede ediyoruz. Bunu Müslümanlar arasındaki birliğin güçlenmesine, ihtilafların ortadan kalkmasına vesile kılabilmek gerekiyor. Burada da vazife tabii alimlere, insanların önderlerine, rehberlerine ve yöneticilerine düşüyor. Bireyler arasında gerçekleşen bu kardeşlik tablosunu alana da taşımaları gerekiyor. Müslüman liderlerin, önderlerin kendi aralarında da bu kardeşliği fiili olarak gerçekleştirmeleri gerekiyor. Müslümanlar siyasi, iktisadi, sosyal olarak aralarındaki bu birliği kurmalılar.

Kardeşlik hasbidir, hesabi değil

Tesnim: Peki sizce şimdiye dek Hac ibadetinin bu potansiyelinden gerektiği gibi faydalanıldı mı? 

Ekrem Keleş: Bireyler arasında hakikaten bu birlik sağlanıyor. Yani İran'dan gelen bir Mü'min kardeşimizle Türkiye'den giden bir mümin kardeşimiz ya da dünyanın farklı yerlerinden gelen Müminler kucaklaşa biliyor. Ama bu potansiyel fiili olarak siyasi, iktisadi, sosyal alana Müslümanların birlikte bir güç oluşturması bağlamında taşınıyor mu derseniz; bu gerçekleştirilemiyor maalesef. Yani Hacc’ın Müslümanların Kongresi gibi olmasını istiyoruz. Birlikte toplanıp orada ezilen müminlere yardımcı olabilmek için neler yapabilirler bunu görüşsünler istiyoruz ama bu fiili olarak gerçekleşebiliyor mu? Bunu söylemek çok zor. Burada Müslümanların önderlerine çok büyük görevler düşüyor. Yani ihtilafları ortadan kaldırmak gerekiyor. Tarihte yaşanmış olan birtakım sıkıntıları bir kenara bırakmak gerekiyor. Şu anda içinde bulunduğumuz durumda nasıl bir kardeşlik tesis edebiliriz? Kardeşlik hasbidir (karşılıksız), hesabi değildir. Hesabı olan ilişkiler bu hesapların bitmesiyle biter. İslam kardeşliği asla böyle değildir. İslam kardeşliği; ‘Kendisi için istediğini, Mü'min kardeşi için de istemeyen gerçekten imana erişmiş olamaz’ diyen bir kardeşliktir. Yine Kur'an ı Kerim'de Ensar ile muhacirler arasındaki kardeşliği anlatan ayette çok çarpıcı bir ifade vardır. Der ki ‘son derece muhtaç durumda olsalar bile kardeşlerini kendilerine tercih ederler’ Mümin kardeşliği önce mümin kardeşini düşünmeyi gerektirir kendisini değil. Bu İslam devletleri düzeyinde liderler ve önderler düzeyinde gerçekleştiği zaman zaten hiç kimse Müslümanlara zülm edemez. Dünyanın hiçbir yerinde bırakın Müslümanları hiçbir mazluma zulüm uygulanamaz. Çünkü Müslümanlar güçleriyle bunu engel olurlar. Ama şu anda darmadağınık durumdayız. Yani sadece fiili olarak değil maalesef kalpler de parçalanmış durumda. İlk önce bu kalplerin birleştirilmesi gerekiyor.

‘Birbirimize karşı gizli ajandaları bir kenara bırakmak gerek’

Tesnim: Müslümanların ilişkilerinin güçlenmesi adına Hac ibadetinden nasıl yararlanılabilir? Öneriniz nedir bu konuda?

Ekrem Keleş: Burada ifade ettiğim gibi müminler arasındaki bu kardeşliğin diğer alanlara yansıması gerekiyor. Yani mesela İslam İşbirliği Teşkilatı çaba gösteriyor ancak beklenen performansı ortaya koyamıyor.  Yani Polonya Başbakanı böyle bir ifade kullandı; ‘yedi milyon Yahudi'ye karşı 2 milyar Müslüman diğer devletlerden kendilerini korumasını istiyor’ Bu hakikaten Müslümanlar için bir zül. İsrail'e karşı bırakın başka ülkeleri sadece çevresindeki Müslüman ülkeler hava sahasını kapatsaydı, Müslüman ülkeler iktisadi ilişkilerini kesseydi yeterdi İsrail’i dize getirmek için. Yani bunu yapabilmek için müminler arasındaki bu kardeşliğin siyasi alana, iktisadi alana, sosyal alana, Müslümanlar arasındaki ilişkilere yansıtılması lazım. Ancak acı bir tablo var; Müslüman Müslüman’a zulmediyor. Birlik beraberlik içerisinde olmamız gerekirken aramızda iç çekişmeler ve karşı planlar var. Başka ajandalarımız var. Bu ajandaları ortadan kaldırmadan birliği sağlamak maalesef mümkün olmuyor. İnşallah ifade ettiğiniz gibi bu Hac, bu kardeşliğin bir nebze olsun canlanmasına, dirilmesine vesile olur diye dua etmekten başka yapacak bir şeyleri yok.

Beytül Makdis’ten Beytullah’a çağrı

Tesnim: İran’ın bu yılki Hac sloganı da belirttiğiniz yönde bu İslami birliği Filistin halkına desteğe vesile kılmak adına. Bu çerçevede Hac mazlum Filistin halkına nasıl yardımcı olur? Gazze halkının beklentisi nedir?

Ekrem Keleş: Mevcut fiili gerçeklik etrafında konuşmak lazım. İsrail'e dersinin verilmesi lazım ama bunu yapacak bir irade yok maalesef. En azından Müslümanların ne yapıp edip insani yardım ulaştırmanın önündeki engelleri ortadan kaldırması gerek. Açlık bir silah olarak kullanıyor Filistin halkına karşı, ilaç ulaşımının engellenmesi bir silah olarak kullanıyor. En azından bu yardımların oradaki insanlara ulaşması için birlik ve irade koyulmalı. Bunun için orada Müslümanlar bir araya geldikleri zaman mesela Hacı kafileleri birbirlerini ziyaret etmeliler. Bu konuda liderlerine, önderlerine, yöneticilerine bu fikirleri ulaştıracak bir şeyler yapmalılar. En azından Türkiye'den, İran'dan gelen sorumlular, diğer ülkelerden gelen sorumlular bunun için gayret etmeli. Bunun için de ilk önce şu ihtilafların bir kenara bırakın bırakılması gerekiyor. En azından bir ortak bir dert etrafında birleşmek gerekiyor.

Sena Kılınç'ın röportajı

 
R7446/P1396
tasnim
tasnim
tasnim
  • Hakkında
  • İletişim
  • En Çok Okunan
  • Arşiv
bizi takip et:
  • RSS
  • Telegram
  • Instagram
  • Twitter

All Content by Tasnim News Agency is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 International License.