1. İran
  2. Türkiye
  3. Batı Asya
  4. Dünya
  5. Röportaj
  6. Analiz/Makale
  7. Bilim/Uzay
  8. Spor
  9. Yaşam/Kültür
  10. Fotoğraf
  11. Karikatür
  12. Video
    • فارسی
    • english
    • عربی
    • עברית
    • Pусский
  • RSS
  • Telegram
  • Instagram
  • Twitter
  • İran
  • Türkiye
  • Batı Asya
  • Dünya
  • Röportaj
  • Analiz/Makale
  • Bilim/Uzay
  • Spor
  • Yaşam/Kültür
  • Fotoğraf
  • Karikatür
  • Video

Türk Analistten İncirlik Üssü İddiası: Atom Bombalarından Epstein Bağlantısına Gizli Gerçekler

  • 10 Mart, 2026 - 19:44
  • Türkiye haber
Türk Analistten İncirlik Üssü İddiası: Atom Bombalarından Epstein Bağlantısına Gizli Gerçekler

Türk yazar ve analist Abdurrahman Dilipak, İncirlik Hava Üssü'nün hukuki ve askeri statüsü ile gizli boyutlarını mercek altına aldığı detaylı bir yazı kaleme aldı.

Türkiye

Dilipak, Ankara'nın üs üzerindeki mutlak egemenliğine dair resmi söylemleri reddederek, ek protokollerin varlığına ve ABD'ye ait nükleer silahların burada konuşlandırıldığına dikkat çekti. Analist ayrıca, bu askeri tesisin 15 Temmuz 2016'daki başarısız darbe girişimi gecesi de dahil olmak üzere Türkiye'nin iç krizlerindeki şüpheli rolünü sorguladı.

Görünürdeki Gerçekler ve Washington'un Gizli Protokolleri

Dilipak yazısında, eski Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın İncirlik Hava Üssü'nün hukuki ve fiili durumuna ilişkin açıklamalarının, yalnızca ana sözleşme metnine bakıldığında doğru göründüğünü belirtti. "Üssün mülkiyeti tamamen Türkiye'ye aittir. Tüm tesisler, arazi ve altyapı Türkiye'nin tapulu malıdır. Üssün ana komutanı her zaman bir Türk Hava Kuvvetleri generalidir ve giriş-çıkışlar resmi olarak Türk makamlarının denetimindedir" iddiasında bulundu.

Ancak yazara göre asıl gerçekler, ek protokollerde ve gizli maddelerde saklı. "Birbirine atıf yapılan bu ekleri bir arada okuduğunuzda, ancak o zaman asıl büyük fotoğrafa, yani ABD'nin üs üzerindeki hakimiyetinin gerçek boyutuna ulaşmak mümkün olabilir" ifadelerini kullandı.

NATO Şemsiyesi Altında Kalıcı ABD Varlığı

Üs görünürde ortak kullanıma açık olsa da, ABD Hava Kuvvetleri'nin (özellikle 39. Hava Üs Kanadı) bu tesisi yoğun bir şekilde kullandığını ve yaklaşık 2.500 ABD askeri personelinin kalıcı olarak burada konuşlandığını vurgulayan Dilipak, bu geniş kapsamlı varlığın 1980 tarihli Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması (DECA) gibi ikili anlaşmalara ve NATO çerçevesine dayandığını kaydetti.

İncirlik'in resmi olarak doğrudan NATO komutasında bir tesis olmadığını, ancak Washington'un Türkiye'nin ittifak taahhütleri kapsamında burayı kendi operasyonları ve lojistiği için kullandığını belirten analist, üssün Batı için NATO'nun güney kanadında büyük stratejik öneme sahip olduğunu ve ABD dışında İngiltere, İspanya, Polonya gibi diğer NATO ülkelerinden de sınırlı personel bulunduğunu ifade etti.

Türk Topraklarındaki Atom Bombalarının Gölgesi

Türkiye'deki nükleer silahların tarihçesine de değinen Dilipak, geçmişte Jüpiter füzeleri gibi nükleer başlık taşıyan füzelerin büyük ölçüde İncirlik'te konuşlandığını hatırlattı. Ekim 1962'deki Küba Füze Krizi sırasında ABD'nin, Sovyetler Birliği ile yaptığı gizli bir anlaşma gereği, Türkiye'deki Jüpiter orta menzilli balistik füzelerini Nisan 1963'te geri çektiğini aktardı.

Peki İncirlik şu anda nükleer silahlardan arındırılmış mı? Dilipak, Amerikan Bilim Adamları Federasyonu (FAS) ve Nükleer Tehdit Girişimi (NTI) gibi kuruluşların raporlarına atıfta bulunarak, ABD'nin taktik nükleer silahlarını bu üste bulundurmaya devam ettiğini öne sürdü. Bu silahların NATO'nun "nükleer paylaşım" programı kapsamında konuşlandığını belirten analist, halihazırda üste 20 ila 50 arasında B61 tipi nükleer bomba bulunduğunun tahmin edildiğini kaydetti. Bu silahların mülkiyetinin ve kontrolünün tamamen ABD kurumlarında olduğunu vurgulayan Dilipak, "Türkiye'nin bu silahları kullanma konusunda hiçbir hakkı veya yetkisi yok; Ankara sadece pasif bir ev sahibi konumunda" ifadelerini kullandı.

Çifte Anahtar Sistemi ve İhlal Edilen Egemenlik

Analist, 2026 yılı başına kadar hazırlanan raporların da bu bombaların hâlâ İncirlik'te bulunduğunu doğruladığını belirtti. Washington'un resmi politikasının "nükleer belirsizlik" olduğunu ve bombaların varlığını ne doğruladığını ne de yalanladığını, ancak bağımsız uzmanların varlıkları konusunda ısrarcı olduğunu söyledi.
Bu silahların kullanım mekanizması olan ve "çifte anahtar" sistemi olarak bilinen yapının, Washington'un mutlak fiziksel ve operasyonel kontrolünü gösterdiğini belirten Dilipak, "Barış zamanında kontrol yüzde yüz ABD'dedir. Savaş durumunda kullanım için ABD başkanının onayı, NATO'nun siyasi kararı ve ev sahibi ülkenin onayı gerekir.

Ancak silahın fiziği ve operasyonu ABD'nin elindedir ve bu yapı, ev sahibi ülkenin bağımsızlığını ve ulusal egemenliğini sorgulatmaktadır" değerlendirmesinde bulundu.

İncirlik'in Darbe Gecesi ve Depremdeki Şüpheli Rolü

Dilipak yazısının devamında cevapsız ve güvenlikle ilgili soruları gündeme getirdi. 15 Temmuz 2016'daki başarısız darbe girişiminin ardından İncirlik Üssü'nde elektriklerin kesildiğini ve üsten çıkışların yasaklandığını hatırlatan analist, o dönem Batı basınında nükleer bombaların başka bir ülkeye taşınabileceğinin konuşulduğunu, ancak gerçekte ne olduğunun asla açıklığa kavuşturulmadığını belirtti.

Daha da önemlisi, darbe gecesi hava harekatında yer alan savaş uçaklarının yakıtını, İncirlik Üssü'nden kalkan bir tanker uçağından aldığı yönündeki iddiaların hiçbir zaman ciddi bir soruşturmaya tabi tutulmadığını ifade etti .

Ayrıca, bu üssün güney Türkiye'yi vuran yıkıcı depremin ardından ortaya çıkan çocuk kaçırma çeteleriyle olası bağlantısının da henüz incelenmediğine dikkat çeken Dilipak, "Eğer gerçekten iddia edildiği gibi bu üste her şey Türkiye'nin tam kontrolündeyse, tüm bunlar nasıl oldu ve neden hiç soruşturma açılmıyor? Yoksa yine bir 'kedi' mi var işin içinde?" diye sordu.

Habervaktı gazetesi yazarı yazısının sonunda, Türkiye'nin acı bir tarihi ironisine atıfta bulundu. Nisan 2012'de Malatya'daki Kürecik Radar Üssü'nde yaşanan "kedi" vakasını hatırlatan Dilipak, NATO füze kalkanı kapsamında kurulan ve aslen İsrail rejimine yönelik tehditleri izlemekle görevli olan bu hayati radar sistemlerinin kısa süreliğine devre dışı kalmasının resmi gerekçesinin "tesise bir kedinin girmesi" olarak açıklandığını belirtti. Kamuoyunda alay konusu olan bu bahanenin, ABD ve NATO'nun kullanımındaki üslerin ulusal egemenliği nasıl hiçe saydığının bir göstergesi olduğunu ifade etti .

 
R1729/P
tasnim
tasnim
tasnim
  • Hakkında
  • İletişim
  • En Çok Okunan
  • Arşiv
bizi takip et:
  • RSS
  • Telegram
  • Instagram
  • Twitter

All Content by Tasnim News Agency is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 International License.