1. İran
  2. Türkiye
  3. Batı Asya
  4. Dünya
  5. Röportaj
  6. Analiz/Makale
  7. Bilim/Uzay
  8. Spor
  9. Yaşam/Kültür
  10. Fotoğraf
  11. Karikatür
  12. Video
    • فارسی
    • english
    • عربی
    • עברית
    • Pусский
  • RSS
  • Telegram
  • Instagram
  • Twitter
  • İran
  • Türkiye
  • Batı Asya
  • Dünya
  • Röportaj
  • Analiz/Makale
  • Bilim/Uzay
  • Spor
  • Yaşam/Kültür
  • Fotoğraf
  • Karikatür
  • Video

Çin'in Güvenlik Doktrininde Değişim: Pekin'in Orta Asya'da İttifak Kurma Çabası

  • 28 Nisan, 2026 - 23:00
  • Dünya haber
Çin'in Güvenlik Doktrininde Değişim: Pekin'in Orta Asya'da İttifak Kurma Çabası

Pekin, ekonomik yaklaşımın ötesine geçerek "2+2" güvenlik diplomasisi aracılığıyla Orta Asya bölgesindeki nüfuzunu genişletmeyi hedefliyor.

Dünya

Tesnim Haber Ajansı Uluslararası Haberler Servisi'nin bildirdiğine göre, Çin genellikle askeri ittifaklara girmez ve ülkenin ilan ettiği tutum her zaman diğer ülkelerin içişlerine karışmama ilkesine dayanmaktadır. Buna rağmen Pekin, ticari ve ekonomik bağların tek başına stratejik ilişkileri garanti edemeyeceği, bu rolü ancak güvenlik ortaklıklarının üstlenebileceği yönündeki stratejik anlayışa uzun zaman önce ulaşmıştır.


Çin'in iki ülkenin dışişleri ve savunma bakanlarını bir araya getiren "2+2" güvenlik diyalogları alanındaki son denemeleri, Pekin'in "önce ekonomi" yaklaşımını aşma arayışında olduğunu gösteriyor. Bu diplomatik format için en muhtemel adaylar, hepsi de Çin ile uzun ve ortak sınırlara sahip olan Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan'dır.


Orta Asya ve Afganistan'daki İstikrarsızlıkların Kontrol Altına Alınması


Orta Asya ülkeleri için Çin ile 2+2 formatında toplantılar düzenlemek oldukça cazip olabilir; özellikle de Afganistan'dan sızan istikrarsızlıkları yönetmeye çalıştıkları ve aynı zamanda Rusya'nın güvenlik rolünün Ukrayna'daki savaş nedeniyle sınırlamalar ve baskılarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde.


Yıllarca etkileşimin Afganistan'a istikrar getirebileceğini uman Orta Asya ülkeleri, şimdilerde büyük ölçüde "çevreleme politikasına" yönelmiş durumdalar. Afganistan'ın iç gelişmelerinin yönünü değiştirmeye çalışmak yerine, yalnızca kendilerini sınır ötesi militanların tehditlerine, uyuşturucu kaçakçılığı akışına ve mülteci dalgalarına karşı korumanın yollarını arıyorlar.


Pekin açısından da bu diyalogların amacı, Avrasya'nın "Heartland" (Kalpgah) bölgesi genelindeki ortaklıkları sağlamlaştırmak olacaktır ki Washington böyle bir sonucun karşısında durmayı şiddetle tercih edecektir. Çin, Orta Asya ülkelerinin Afganistan'a yönelik risk yönetimi yaklaşımını tamamen anlıyor ve bununla uyum içinde hareket ediyor.


Pekin de tıpkı komşuları gibi Afganistan topraklarında derin bir çatışmaya girmeye pek istekli değil. Bunun yerine, istikrarsızlığın kuzey sınırlarına ve "Sincan" bölgesine sıçramasını veya bu bölgeden geçen "Kuşak ve Yol" girişiminin transit koridorlarını sekteye uğratmasını önlemeye odaklanmış durumda.
2+2 çerçevesi, Çin'e resmi askeri ittifaklara karşı çıkma yönündeki uzun süredir devam eden politikasını ihlal etmeden güvenlik koordinasyonunu kurumsallaştırma imkanı sunuyor.


Kamboçya ve Endonezya: Pekin'in 2+2 Formatındaki İlk Adımları


Bu hafta başlarında Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ve Savunma Bakanı Dong Jun, Çin ile Kamboçya ilişkileri tarihindeki ilk 2+2 diyaloğunu gerçekleştirmek üzere Kamboçya'nın başkenti Phnom Penh'e gittiler.
Wang Yi gazetecilere yaptığı açıklamada, Çin'in bu mekanizmayı siyasi ve güvenlik-savunma işbirliğini artırmak için "stratejik bir platforma" dönüştürmek istediğini duyurdu.


Çinli yetkili bu görüşmeleri dayanışmayı ve karşılıklı yardımlaşmayı pekiştirmenin yanı sıra, Çin ile Kamboçya arasında "ortak geleceğe sahip bir toplum" inşa etme sürecini ilerletmek için kilit bir araç olarak nitelendirdi.


Çin Dışişleri Bakanı ayrıca, Pekin'in Kamboçya ile işbirliği içinde, farklılıkları korurken ortak güvenlik ve ortak anlayış alanları arayışına dayanan bir "Asya Güvenlik Modeli" inşa etmeye hazır olduğunu vurguladı.


Çin'in Kamboçya ile güvenlik etkileşimlerinin derinleşmesi, bu Güneydoğu Asya ülkesinin Tayland ile sınır anlaşmazlığı yaşadığı bir dönemde gerçekleşiyor. Wang Yi'nin bir sonraki durağı Bangkok olmasına rağmen Pekin, 2+2 toplantısını sadece Kamboçya ile yapmaya karar verdi; zira Kamboçya bu denklemde Tayland'ın aksine Amerika'nın müttefiki değil.

Çin'in 2+2 diyalog formatında yer alması nispeten yeni bir olgudur. Geçtiğimiz yılın nisan ayında da Pekin, yabancı bir ülkeyle, yani Endonezya ile ilk 2+2 toplantısına ev sahipliği yapmıştı.


Orta Asya: Çin'in Askeri Diplomasisi İçin İdeal Bir Zemin


Gelişmelerin seyri, yakın gelecekte Çin ile sınırı olan üç Orta Asya ülkesi Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan da dahil olmak üzere daha fazla 2+2 etkileşimine tanık olacağımızı gösteriyor.
Birçok açıdan Orta Asya, bu tür bir diplomasi için Güneydoğu Asya'dan çok daha elverişli bir ortam olabilir: Bu bölgede hiçbir deniz anlaşmazlığı bulunmuyor ve bu ülkeler ABD'nin ittifak yapısına da entegre olmuş değiller. Bunun yerine, özellikle sınır kontrolü ve Afganistan bağlantılı krizlerin yönetimi bağlamında, güvenlik ve savunma öncelikleri etrafında bir tür stratejik yakınlaşma söz konusudur ve bu durum 2+2 çerçevesini tamamen doğal ve uygun bir seçenek haline getirmektedir.


Devlet Başkanı Şi Cinping liderliğindeki Çin, batı komşularıyla güvenlik ilişkilerini derinleştirme ve genişletme hedefini her zaman gözetmiştir. Şi'nin 2012'de iktidara geldikten sonra dış politikada yaptığı en önemli değişikliklerden biri, komşu ülkelerle ilişkileri Çin'in en yüksek diplomatik önceliği seviyesine yükseltmek oldu. Daha önce Çin dış politikasına "Büyük Güçler Diplomasisi" hakimdi; bu yaklaşımda Pekin, ulusal gücünü artırmak için zaman kazanmak amacıyla gelişmiş güçlerden öğrenmeye odaklanıyordu.


Komşuluk Politikasının İkinci Aşaması: Güvenlik Garantileri Sunmak


Şi Cinping'in komşuluk politikasının ilk aşaması, Pekin'in "ortak çıkarlara ve karşılıklı faydaya sahip bir toplum" olarak adlandırdığı bir yapının kurulmasıydı. Temel fikir, çevredeki ülkeleri demiryolu ağları, enerji boru hatları ve ticaret koridorları aracılığıyla birbirine bağlayarak Çin'in ekonomik yükselişinin komşularını da kalkınma ve ilerlemeye doğru itmesini sağlamaktı. "Kuşak ve Yol" stratejik girişimi de tam olarak bu mantık üzerine kurulmuştu.
Ancak kamuoyunda daha az tartışılan ikinci aşama, Çin'in komşu ülkelere nihai olarak güvenlik garantileri sunma arzusudur. Çinli stratejistler uzun zamandır sadece ekonomik karşılıklı bağımlılığın uzun vadeli stratejik uyumu ve ittifakı sürdüremeyeceğini savunuyorlar. Pekin her zaman ABD'nin yaklaşık 70 (anlaşmalı ve anlaşmasız) ittifaktan oluşan ağını, Amerikan hegemonik gücünün temel direklerinden biri olarak görmüştür.


Oysa Çin şu ana kadar sadece Kuzey Kore ile neredeyse benzer bir ortaklığa sahip olabilmiştir. Pekinli stratejistlerin düşüncesine göre, gerçek bir büyük gücün güvenliğini sağlamak ve kendini korumak için kendisine bağımlı olan ortakları olmalıdır.
Araştırmacılar; Çin'in Orta Asya'daki komşuları (Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan) ile Güneydoğu Asya'daki ortakları (Myanmar, Kamboçya ve Laos) ve Güney Asya'daki ülkeleri (Pakistan, Sri Lanka, Bangladeş ve Nepal) bu stratejinin ana hedefleri olarak gösteriyor.
Bu doğrultuda Çin, Orta Asya ülkelerine güney sınırlarında istikrarı sağlamaları ve pekiştirmeleri için güçlü bir şekilde müdahale edebilir; bu da Pekin'in tüm Avrasya'daki tartışmasız nüfuzunu pekiştirecek bir adımdır.


Yeni Güvenlik Mimarisi İçin Washington'u Model Almak


Yıllar boyunca bu güvenlik boyutu daha çok bir arzu ve vizyon olarak kalmıştı. Ancak şimdi bölgesel jeopolitik gerçeklerin değişmesi (Batı'nın Afganistan'da istikrarı sağlamadaki felaket niteliğindeki başarısızlığı ve Moskova'nın Orta Asya'nın tek güvenlik garantörü olarak rol oynama kapasitesinin azalması gibi etkenler), yeni dış aktörlerin devreye girmesi için ideal bir ortam yaratmıştır. 2+2 diyalog çerçevesinin ortaya çıkışı, halihazırda Pekin'in Avrasya'nın kalbindeki komşuluk stratejisinin ikinci aşamasına girdiğini açıkça gösteriyor.
2+2 diyalogları, Amerika'nın müttefikleri ve ortaklarıyla stratejik uyumunu göstermek için uzun zamandır kullandığı bir formattır.

Washington dışişleri ve savunma bakanları düzeyindeki 2+2 toplantılarını Japonya, Güney Kore, Avustralya, Filipinler ve Hindistan gibi ülkelerle yaparken; Endonezya, Tayland ve birkaç diğer ülkeyle daha düşük seviyelerde diyaloglar yürütmektedir.
Batı modelinde bu müzakerelerin kapsamı çok geniştir. Örneğin Biden yönetimi döneminde 2024 yazında gerçekleştirilen ABD-Japonya 2+2 toplantısı sonucunda 10 sayfalık ortak bir bildiri yayımlanmış ve her iki taraf hukukun üstünlüğüne dayalı uluslararası bir düzeni sürdürme taahhütlerini vurgulamıştır.
Bu görüşmelerde ortak komuta ve kontrol işlevleri oluşturulması, Japonya'nın füze yeteneklerinin güçlendirilmesi, Japonya'nın güneybatı adalarındaki (Tayvan'a çok yakın) ortak operasyonların genişletilmesi ve savunma teçhizatının ortak üretimi gibi hassas konular ele alınmış ve üzerinde anlaşmaya varılmıştır. Bu, Pekin'in şimdi yerelleştirerek kendi çevresinde uygulamaya çalıştığı bir modeldir.

"2+2" diplomasisi (Two-plus-Two), uluslararası ilişkilerde iki ülkenin dışişleri bakanları ile savunma bakanlarının mevkidaşlarıyla ortaklaşa bir araya gelip görüştükleri özel, stratejik ve üst düzey bir formattır.*

 
R1729/P
tasnim
tasnim
tasnim
  • Hakkında
  • İletişim
  • En Çok Okunan
  • Arşiv
bizi takip et:
  • RSS
  • Telegram
  • Instagram
  • Twitter

All Content by Tasnim News Agency is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 International License.