1. İran
  2. Türkiye
  3. Batı Asya
  4. Dünya
  5. Röportaj
  6. Analiz/Makale
  7. Bilim/Uzay
  8. Spor
  9. Yaşam/Kültür
  10. Fotoğraf
  11. Karikatür
  12. Video
    • فارسی
    • english
    • عربی
    • עברית
    • Pусский
  • RSS
  • Telegram
  • Instagram
  • Twitter
  • İran
  • Türkiye
  • Batı Asya
  • Dünya
  • Röportaj
  • Analiz/Makale
  • Bilim/Uzay
  • Spor
  • Yaşam/Kültür
  • Fotoğraf
  • Karikatür
  • Video

Hatibzade'den Rus TV'sine: Top ABD'nin Sahasında

  • 02 Ekim, 2026 - 02:03
  • İran haber
Hatibzade'den Rus TV'sine: Top ABD'nin Sahasında

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı, Tahran'ın krizin çözümüne yönelik planını Katar aracılığıyla Washington'a ilettiğini belirterek, artık topun ABD sahasında olduğunu söyledi.

İran

Tesnim Haber Ajansı- Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanlığı Siyasi ve Uluslararası Etüdler Merkezi Başkanı Said Hatibzade, İran ile Rusya arasındaki ilişkilerin stratejik ortaklık düzeyine yükseldiğini vurguladı.

Hatibzade, bir Rus medyasına verdiği röportajda, Tahran ile Moskova arasındaki ikili ilişkilerin ve işbirliklerinin stratejik ortaklık seviyesine ulaştığını duyurdu. Ayrıca İran İslam Cumhuriyeti'nin krizin çözümüne yönelik planını Katar arabuluculuğuyla ABD'ye ilettiğini belirterek, "Artık top Washington'un sahasındadır." ifadesini kullandı.

Dr. Hatibzade'nin 30 Eylül 2026 Çarşamba günü Rusya 1 (Rossü Rusya 1) televizyonuna verdiği ö metni aşağıda okuyucuların dikkatine sunulmaktadır.

Muhabir: Sayın Hatibzade, Rusya'ya hoş geldiniz. İran-Rusya ikili ilişkileri hakkında bilgi verir misiniz? İlişkileri hangi düzeyde değerlendiriyorsunuz?

Dr. Hatibzade: Bismillahirrahmanirrahim. Davetiniz ve bu röportaj için bana bu fırsatı tanıdığınız için çok teşekkür ederim.

İran-Rusya ilişkileri tarihsel bir nitelik taşımaktadır; ancak bundan daha önemlisi, bugün bu ilişkiler stratejik ortaklık düzeyinde yürütülmektedir. Bildiğiniz gibi İran ile Rusya arasında Kapsamlı Stratejik Ortaklık Belgesi imzalanmıştır; bu belge, stratejik ve derin bir ilişkinin çerçevesini oluşturmaktadır. İlişkileri stratejik ortaklığa yükseltmek, Tahran ve Moskova'nın ortak iradesidir. Bu stratejik ortaklık; ekonomik, siyasi, güvenlik, askerî, kültürel ve halklar arası ilişkiler alanlarında anlam kazanmaktadır. Bugün Tahran ile Rusya arasındaki ilişkilerde gördüğümüz şey, her boyutta kapsamlı bir genişlemedir ve bu son derece umut vericidir. Ancak şunu da belirtmeliyim ki, bu iradeye ve ilişkilerde var olan potansiyele rağmen, hâlâ yeni bir ilişki düzeyine ulaşmamız gerekmektedir. Pek çok potansiyel kapasite henüz kullanılmamış ve dokunulmamış durumdadır; Tahran ve Moskova'nın çabası her geçen gün yeni kapasiteleri harekete geçirmektir.

Muhabir: Sizce İran, Rusya, Çin, Hindistan ve diğer çok kutuplu dünya ülkeleri, kendi kurallarını diğer ülkelere dayatmaya çalışan Batılı ülkelerin dayatmalarına karşı koymada ne ölçüde başarılı olmuştur?

Dr. Hatibzade: Dünya değişiyor. Bir değişim dönemindeyiz. Bu, Amerikan hegemonyasının ve bu ülkenin kendisi için varsaydığı kanunsuzluğun hâkim olduğu bir dünyadan yeni bir dünyaya doğru hareket ettiğimiz anlamına gelmektedir. Değişimler çok hızlanmıştır. Bu hızlı değişimler karşısında Amerika Birleşik Devletleri, güç kullanarak ve gücü çıplak bir şekilde kullanarak kendi iradesini diğer ülkelere dayatmaya çalışmaktadır. Bu çıplak güç kullanımında ve tanınmış kuralların ihlalinde artık bir çekinceleri de kalmamıştır; açıkça saldırmakta, uluslararası hukuku ihlal etmekte, tanınmış uluslararası normları yok etmekte, farklı ülkeleri yaptırımlarla cezalandırmakta ve uluslararası hukuku ihlal ettikleri için utanç duymamaktadırlar. Savaş başlatmakta ve diğer ülkelerin siyasi yapılarını değiştirmeye çalışmaktadırlar.

Yeni bir alana girmiş bulunuyoruz; bağımsız ülkelerin tek bir seçeneği kalmıştır: bu azgınlık ve kanunsuzluğa karşı birleşmek. İran, Rusya ve Çin gibi bağımsız ülkeler, uluslararası hukuka yönelik bu saldırıya ve tanınmış hukuk ile normlara karşı bu savaşa karşı durmalıdır ki bu süreci durdurabilsinler.

BRICS ve Şanghay gibi girişimlerin tümü, ABD'nin azgınlığından kaynaklanan uluslararası sistem krizine bir yanıttır ve daha adil bir dünya ile kabul edilmiş kurallara dayalı bir dünyanın inşasına yönelik umutlar vaat etmektedir; ancak yapmamız gereken daha çok iş vardır.

Sadece askerî dayatmalardan bahsetmiyorum. Amerika Birleşik Devletleri doları bile hepimize karşı bir silaha dönüştürmüştür. Ekonomiyi de bize karşı bir silaha çevirmiştir. Bize karşı, özgür dünyaya karşı, Çin'e karşı, Rusya'ya karşı ve İran'a karşı silah üretmek için her imkânı kullanmıştır. Ancak artık bu ülkenin sınırsız bir güce sahip olmadığı ortaya çıkmıştır. İran'a karşı son savaş ve aldığı ardı ardına yenilgiler, bu ülkenin çok ciddi sınırlamalarla karşı karşıya olduğunu göstermiştir. Bu da ayağa kalkmamız ve bu zorbanın zorbalık mantığının dünyaya hâkim olmasına izin vermememiz gerektiği anlamına gelmektedir.

Muhabir: İran-ABD çatışmasının mevcut durumu nedir? Bu sorunun çözümüne yönelik bir perspektif var mıdır?

Dr. Hatibzade: Hatırlayacağınız gibi, Siyonist rejim ABD hükümetiyle birlikte İran halkına karşı zalimane bir savaş başlattı. Bu savaş, birçok uluslararası tarafın anlaşmaya çok yakın olduğumuzu söylediği müzakerelerin ortasında başladı. Bu savaş, ABD'nin tüm uluslararası taahhütlerine aykırı olarak ve azgın ve haydutça bir tavırla İran halkına karşı başlatıldı. İran'ın dini liderini makam odasında ailesiyle birlikte şehit ettiler; ayrıca bir ilkokuldaki savunmasız çocuklara saldırdılar ve bilinçli bir şekilde sabahın erken saatlerinde onları şehit ettiler. Tek bir saldırıda 168'den fazla çocuğu şehit verdiler. Çatışma bölgesinden 2 bin mil uzaktaki bir gemiye saldırdılar ve Naziler gibi onu batırdılar, hatta tüm yolcuların ve mürettebatın boğulması için beklediler. Lamerd şehrindeki spor salonlarına alışılmadık ve yasaklı silahlarla saldırdılar. Bir dizi savaş suçu işlediler; bu liste sonsuza dek savaş suçu olarak kalacaktır. Tüm bunlar, İran halkının saldırgana karşı topyekûn ve kararlı bir vatansever savunmayla karşılık verdiği anlamına gelmektedir.

Milletimiz bu acıyı ve zorluğu vatansever bir öfkeye dönüştürmeye ve tüm bu kederi kararlı bir direnişe çevirmeye karar verdi. İran halkı, yaşayan en eski insan medeniyetlerinden biri olan kendi medeniyetini savunmak için erkekçe direndi ve onu korudu. Hiçbir diplomat, hiçbir asker, hiçbir general, hiçbir siyasetçi savunmayı terk etmedi ve son ana kadar savaştık ve saldırgana çok ağır bir yenilgi yaşattık. Bu yenilginin sonucunda Amerika Birleşik Devletleri, İslamabad sürecinde bu savaşa diplomatik bir son veren bir mutabakatı kabul etti.

Ne yazık ki ABD bu mutabakatı da ihlal etti. Herkes 30 ila 60 günlük bir süre içinde kapsamlı müzakerelere başlamaya ve Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin normale dönmesine hazırlanırken, ABD hükümeti mutabakatı çeşitli maddeleriyle ihlal etmeye karar verdi ve bir kez daha ne ölçüde kanunsuz bir Amerika ile karşı karşıya olduğumuzu gösterdi.

Muhabir: İran-ABD müzakerelerinden bahsettiniz. Dün Amerikan medyası, Katar'dan elde ettikleri bilgilere dayanarak, Katar arabuluculuğuyla çıkmaza giren müzakerelerin yapılacağını söyledi. Bu konu ne kadar doğrudur ve bu konudaki görüşünüzü lütfen belirtir misiniz?

Dr. Hatibzade: Programımız ve politikamız, bu krizi diplomasi yoluyla sona erdirmeye çalışmaktır; her ne kadar karşı taraf defalarca müzakere masasına ihanet etmiş olsa da. Geçtiğimiz haftalarda, ABD hükümetinin İslamabad mutabakatını ihlal etmesinin ardından, savunma hazırlıklarımızı azami düzeyde tutarak ve her senaryoya hazırlıklı olarak, aynı zamanda bölgede krizleri önlemeye her zaman çaba göstermiş bir ülke olarak, önerilerimizi arabulucular, özellikle Katar ve Pakistan aracılığıyla ve yöneltilen sorulara yanıt olarak sunmaya çalıştık.

Bu öneriler arasında, artık herkesin bildiği yedi günlük çözüm planı veya yedi günlük inisiyatif planı yer almaktadır. Bu planı Katar aracılığıyla Amerikan tarafına sunduk ve yakın zamanda karşı ve yakın zamanda karşı tarafın görüşlerini Katar arabulyla ve Dışişleri Bakanı heyetinin New York dönüşünde kısa bir mola sırasında aldık. Buna karşılık, ilk görüşler aynı yerde Katar arabulucuna iletilmiş olup top ABD'nin sahasındadır.

İran Dışişleri Bakanı Dr. Arakçi, New York'ta bu planın boyutlarını açıklamıştır. Doğal olarak her aşamada gerekli incelemelerimizi yapmaktayız. Zira ABD'ye ve mevcut ABD hükümetine tamamen güvenmemek için pek çok nedenimiz bulunmaktadır. Bu nedenle, savaşın tüm cephelerde sona ermesi, bloke edilmiş varlıkların serbest bırakılması, ablukanın kaldırılması ve diğer talep edilen hususlar için somut garantiler talep etmekteyiz. İran İslam Cumhuriyeti tarafından sunulan inisiyatife göre, Amerikan tarafının tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde, altıncı günün sonunda Hürmüz Boğazı'nın açılmasına ve müzakerelerin başlatılmasına hazırız.

 

 
R1729/P1396
tasnim
tasnim
tasnim
  • Hakkında
  • İletişim
  • En Çok Okunan
  • Arşiv
bizi takip et:
  • RSS
  • Telegram
  • Instagram
  • Twitter

All Content by Tasnim News Agency is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 International License.