Tesnim Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre; Vanity Fair dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırma raporu, Donald Trump'ın damadı ve ilk başkanlık dönemindeki kıdemli danışmanı Jared Kushner'in, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail ile bağlantılı en az iki banka hesabına erişimi olduğunu ve bu hesaplara toplamda yaklaşık 2 milyar dolar aktarıldığını ortaya koydu.
Rapora göre, bu fonların bir kısmı Suudi Arabistan'ın katılımıyla sağlandı ve fonların transfer güzergahı, gerçek kaynağının ve Kushner ile olan bağlantısının gizlenmesi amacıyla Azerbaycan'daki bankalar üzerinden tasarlandı.
22 Ekim 2026'da yayımlanan raporun yazarı Matthew Cole, Hollanda'nın Kushner'in cep telefonuna yönelik istihbarat operasyonundan elde edilen belge ve bilgilerin; ABD, BAE, Suudi Arabistan ve İsrail yetkilileri arasındaki gizli mali transferler ile müzakere ağının deşifre edilmesine yardımcı olduğunu belirtiyor.
Hollanda İstihbarat Operasyonunda Kushner'in Cep Telefonunun İfşa Olması
Olaylar 2017 yılının sonlarına dayanıyor; o dönemde "MIVD" olarak bilinen Hollanda Askeri İstihbarat ve Güvenlik Servisi, Rusya Askeri İstihbarat Teşkilatı "GRU" adına çalışan Rus bir ajana ilişkin bilgilere ulaştı. Karanlık ağ (Dark Web) üzerinden banka bilgilerini çalma konusunda uzman olan bu şahıs, bir casusluk görevi için İngiltere'ye seyahat etme hazırlığındaydı.
Hollandalı yetkililer, ülkeye giriş yapmasının ardından İngiliz hükümetinden bu şahsı tutuklamasını istedi. Ancak Hollandalı yetkililer Rus ajana, casusluk suçlamasıyla tutuklanıp yargılanmak yerine kendileriyle iş birliği yapmasını ve Rus Askeri İstihbaratı aleyhine bilgi sağlamasını teklif etti. Ajan bu teklifi kabul etti.
Bu ajan daha sonra Hollandalılara, Rus Askeri İstihbaratı'nın hassas varlıklarından birine erişim imkanı sağladı: Rusya'nın Rostov şehrinde bulunan ve teşkilatın korsan grubunun elde ettiği bilgi ve verilerin bir kısmını depolamak için kullandığı bir bilgisayar sunucusu. Hollandalı görevliler bu sunucudaki gizli dosyaları incelerken, Jared Kushner'in iPhone X model cep telefonunun ekran görüntülerine rastladı.
Kushner o dönemde, Apple şirketinin Kasım 2017'de piyasaya sürdüğü en son iPhone modelini kullanıyordu. Bu telefon, Apple'ın cihazın en gelişmiş güvenlik özelliklerinden biri olarak tanıttığı yüz tanıma teknolojisine (Face ID) sahipti.
Hollanda İstihbaratı'nın teknik ekibi, Rusların Kushner'in telefonuna sızma yöntemini tespit etmeye çalıştı. İlk olarak cihazın kilidini kırma yolunu aradılar; ancak sonunda Rus korsanların kilit açmak yerine, telefondaki bilgilere erişmek amacıyla bir yazılım savunmasızlığını (açığını) kullandıkları ihtimali üzerinde durdular.
Bu varsayım doğruydu. 2018 başlarına gelindiğinde Hollandalı uzmanlar, Kushner'in telefon ekranının görüntülenmesini sağlayan bir güvenlik açığı tespit etmişlerdi. Bu erişim; telefonun mikrofonunu ve kamerasını etkinleştirebilen, cihazı kapatıp açabilen veya dosya çıkarıp ekleyebilen casus yazılımlar kadar geniş kapsamlı değildi. Buna rağmen Hollandalı görevliler, Kushner'in telefon ekranında görüntülenen her şeyi izleyebiliyor ve kaydedebiliyordu.
Böylece Hollanda İstihbaratı, kademeli olarak Kushner'in cep telefonu ekran görüntülerinden oluşan bir arşiv oluşturdu ve faaliyetlerini takibe aldı.
Dubai'deki Banka Hesabı Ve Azerbaycan'dan Gelen Yüzlerce Milyon Dolar
Hollandalı görevliler bu takip sırasında, Kushner'in cep telefonu üzerinden Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki bir banka hesabına giriş yaptığını fark ettiler. Onlar telefon ekranına erişim sağladıkları sırada, Azerbaycan'daki bir banka aracılığıyla bu hesaba yüzlerce milyon dolar aktarılmış durumdaydı. Görevlilerin ilk değerlendirmesi, kaynak bankanın Azerbaycan hükümetiyle bağlantılı olduğu yönündeydi.
Raporun yazarı, sonraki incelemelerin bu hesabın dış politika hedeflerini finanse etmeye yönelik gizli bir mekanizmanın parçası olabileceğini gösterdiğini belirtiyor; bu mekanizmada Kushner'in yanı sıra BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid ve dönemin Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman rol oynuyordu.
O dönemde her üç isim de önemli siyasi hedefler peşindeydi. Muhammed bin Selman Suudi Arabistan'ın Veliaht Prensi olmak ve nihayetinde ülke kralı seçilmek istiyordu. Muhammed bin Zayid, Barack Obama'nın başkanlığı döneminde sağlanan İran nükleer anlaşmasını ortadan kaldırmayı hedefliyordu. Kushner ise bu iki Arap liderin yardımıyla Filistinlileri, İsrail'in kabul edebileceği şartlar içeren bir anlaşmayı kabule zorlamaya çalışıyordu.
Aynı zamanda Kushner ailevi mali sorunlarla da karşı karşıyaydı. Aile şirketi "Kushner Companies", New York Beşinci Cadde 666 numarada bulunan simge ofis binasına ait 1 milyar dolarlık kredi vadesinin dolmasıyla karşı karşıya kalmıştı.
Rapora göre, Trump'ın ilk başkanlık döneminin başlangıcında Muhammed bin Zayid ve Muhammed bin Selman, ilk olarak yeni ABD yönetiminin dış politika hedeflerini gerçekleştirmeye yardımcı olacak özel bir fon oluşturulması amacıyla 10 milyar dolardan fazla kaynak ayırmayı teklif ettiler. Örneğin fikirlerden biri, Trump'ın ABD-Meksika sınırına inşa etmeyi vaat ettiği duvarın finansmanını sağlamaktı; bu adım onun seçim vaatlerini gerçekleştirmesine ve bir sonraki seçimleri kazanma çabalarına katkıda bulunabilirdi.
Ancak bu kapsamlı plan sonuçsuz kaldı. Muhammed bin Zayid'in, Muhammed bin Selman'ın veliaht prens konumuna gelmesine yardım etme çabalarının artmasıyla, ortak fon fikri ilk şekliyle rafa kaldırıldı. Bunun yerine Bin Zayid ve Bin Selman başlangıçta birlikte, sonrasında ise Bin Zayid tek başına, Kushner ile bağlantılı en az iki banka hesabına en az 2 milyar dolar yatırdı.
Birinci Hesap: Dış Politika Hedefleri İçin Gizli Fon
Raporun yazarı finansal mekanizmayı açıklamak için iki hesabı "Alfa" ve "Beta" kod adlarıyla tanıtıyor. Alfa hesabı, Birleşik Arap Emirlikleri'nin en büyük bankası olan "First Abu Dhabi Bank" bünyesinde tutuluyordu. Bu bankanın yönetim kurulu başkanlığını Muhammed bin Zayid'in kardeşi Tahnun bin Zayid yürütüyordu.
2017 yılından itibaren Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri bu hesaba yaklaşık 750 milyon dolar aktardı. Amaç, bu parayı dış politika hedeflerini ilerletmek için bir fon olarak kullanmaktı; Kushner ve Muhammed bin Zayid'in yönetimini kısmen üstleneceği bir fon.
Raporda aktarılan kaynaklara göre Kushner, Muhammed bin Zayid'e bu fona katılması halinde BAE'nin ajandasını Trump nezdinde ilerletmek için çalışacağına dair söz vermişti. Bu mali anlaşmadan haberdar olan kaynaklardan biri, Kushner'in ticari faaliyetlerin genişletilmesine zemin hazırlamak amacıyla Arap ülkelerinin İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesini istediğini belirtti.
Raporda "gizli fon" terimi, siyasi ve diplomatik hedefleri ilerletmek amacıyla resmi ve şeffaf bütçe mekanizmalarının dışında kullanılan finansal kaynaklar toplamını ifade ediyor. Raporun kaynaklarından biri, bazı Basra Körfezi Arap hükümetlerinde siyasi hedeflere ulaşmak için bu tür meblağların tahsis edilmesinin yaygın bir durum olduğunu ve ülke liderlerinin, taleplerinin gerçekleşmesine yardımcı olması halinde 1 veya 2 milyar dolar ödemeyi makul bir maliyet olarak gördüklerini söyledi.
Bununla birlikte, Alfa hesabını sıradan bir devlet programından ayıran şey yalnızca miktarı değil, paranın transfer ve yönetim biçimiydi. Görünürde bu hesap, BAE'deki bir devlet programının finansal kaynağı olabilirdi; örneğin devlet memurlarının maaşlarını ödemek veya devlet okullarının masraflarını karşılamak için kullanılan bir hesap. Ancak fonların transfer güzergahı ve müdahil kişilerin rolü, bu mekanizmanın gerçek mahiyetinin gizlenmeye çalışıldığını gösteriyordu.
Para Neden Azerbaycan Üzerinden Transfer Ediliyordu?
Raporun ana noktalarından biri, Alfa hesabına yüzlerce milyon dolar aktarmak için Azerbaycan bankalarının kullanılmasıdır. Yazarın açıklamalarına göre bu ülke, bazı şeffaf olmayan mali işlemlerde ve büyük miktarlardaki para transferlerinde aracı rolü oynamaktadır.
Azerbaycan Merkez Bankası önemli miktarda dolar rezervi tutmaktadır, ancak ülkenin bankacılık sistemi finansal şeffaflık açısından yüksek uluslararası standartlardan uzaktır. Rapora göre, bazı Azerbaycan bankaları, müşterilerin ana para güzergahının denetçiler tarafından kolayca tespit edilmesine imkan vermeksizin çok büyük meblağları bu ülke üzerinden transfer etmelerine olanak sağlayan hizmetler sunmaktadır.
Örneğin Suudi Arabistan veya BAE'deki bir müşteri, Suudi riyali veya BAE dirhemi cinsinden bir meblağı bir Azerbaycan bankasına transfer edebilmektedir. Söz konusu banka ardından dahili başka bir hesap üzerinden bu meblağın dolar karşılığını müşterinin istediği varış noktasına göndermektedir. Buna karşılık banka, bu işlem için yaklaşık yüzde 6 ila 7 oranında komisyon almaktadır.
Böyle bir mekanizmada varış noktasına ulaşan para dolar cinsindendir ve resmi belgelerde kaynağı Suudi Arabistan veya BAE'deki bir hesap değil, bir Azerbaycan bankası gibi görünebilmektedir. Yazara göre bu yöntem, denetçilerin paranın gerçek kaynağını tespit etmesini zorlaştırabilmektedir.
Ancak Hollandalıların incelemeleri önemli bir başka hususu daha ortaya çıkardı: Kushner, Alfa hesabının sahibi değildi; aksine belgeleri imzalama ve işlem yapma yetkisine sahip yetkili kişilerden biri olarak hesaba erişimi vardı. Hesabın resmi sahibi ve yöneticisi, BAE devlet destekli bir hayır kurumu olan "Watani Al Emarat Vakfı" idi.
Gizli Faaliyetleri Perdelemek İçin Bir Hayır Kurumunun Kullanılması
BAE hükümeti tarafından finanse edilen bir hayır kurumu olan Watani Al Emarat Vakfı, paraların transfer edilmeye başlandığı 2017 yılında Dirar Belhul el-Felasi tarafından yönetiliyordu. El-Felasi, üst düzey devlet yöneticilerinden biri ve BAE Federal Ulusal Konseyi üyesiydi; ayrıca Muhammed bin Zayid'in en yakın dostlarından ve danışmanlarından biriyle bağlantılıydı.
Bununla birlikte, bilgili bir kaynağın yazara aktardığı bilgilere göre bu vakıf, hayır faaliyetlerinin yanı sıra BAE'nin yurt dışındaki gizli askeri ve istihbarat operasyonlarıyla bağlantılı finansal kaynakların transferi için de kullanılmaktaydı.
Bu kaynak, El-Felasi'nin BAE'nin gizli silah alım programlarını kolaylaştırmada rol oynadığını belirtti. Kaynağın ifadesine göre BAE'li yetkililer, bir hayır kurumunun uluslararası işlemlerinin daha az detaylı incelemeye tabi tutulacağını düşünüyor ve bu nedenle bunu Muhammed bin Zayid ve kardeşinin gizli operasyonlarını finanse etmek için bir kılıf olarak kullanabileceklerine inanıyorlardı.
Muhammed bin Zayid ve Tahnun bin Zayid, Kushner'i Alfa hesabının yetkili imza sahiplerinden biri olarak tanımlamıştı. Bu konum, hesap resmi olarak kendisine ait olmasa da, ona erişim ve en azından teorik olarak finansal işlemler gerçekleştirme imkanı tanıyordu.
Yazar konunun hassasiyetini açıklamak için bu durumu, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Başkanı konumundaki bir kişinin, gizli dış operasyonları yürütmek amacıyla bir devlet kurumunu yönetmekle sorumlu olması durumuyla karşılaştırıyor. Bu tür faaliyetler, ABD Başkanı'nın izni, Kongre'ye gerekli bilgilerin verilmesi ve yasal denetim altında yürütüldüğünde resmi görevler kapsamında değerlendirilebilir. Ancak Kushner o dönemde CIA Başkanı değil, Başkan'ın Kıdemli Danışmanıydı; bu makam Senato onayını gerektirmeyen ve faaliyetleri Kongre denetimine tabi olmayan bir konumdur.
Yazarın görüştüğü Trump yönetiminden dört üst düzey yetkiliye göre —ki bunlar arasında iki Ulusal Güvenlik Danışmanı, eski bir Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü ve eski bir CIA Başkanı yer almaktadır— Kushner'in yabancı bir hükümetin banka hesabına erişim sağlaması konusunda ABD Başkanı tarafından verilmiş herhangi bir izinden haberdar değildiler.
Elbette Kushner'in avukatı bu suçlamalara yanıt olarak, müvekkilinin yabancı liderler veya yetkililerle ABD Başkanı'nın onaylamadığı veya Birleşik Devletler'in çıkarlarına uygun olmayan hiçbir anlaşma veya düzenleme yapmadığını ifade etmiştir.
İkinci Hesap: İsrail'e Yaklaşık Bir Milyar Dolar Transferi
Rapora göre Muhammed bin Zayid, Alfa hesabının yanı sıra en az bir başka hesapta daha Kushner için finansal kaynak ayırmıştı. 2018 baharına kadar Azerbaycan üzerinden İsrail'e yaklaşık bir milyar dolar aktarılmıştı. Yazar bu hesabı "Beta" olarak adlandırıyor.
Dönemin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun bu paradan nasıl haberdar olduğu bilinmemektedir. Ancak Beta hesabından haberdar olan bilgili bir kaynak yazara, Netanyahu'nun Kushner'i paranın İsrail Merkez Bankası'na yatırılması konusunda teşvik ettiğini söyledi; bu kurum kişisel hesapların değil, genel olarak İsrail hükümetinin finansal kaynaklarının tutulduğu ve transfer edildiği yerdir.
Bu anlatıma göre BAE'nin Kushner için ayırdığı paranın nihayetinde onun kişisel çıkarına kullanılması planlanıyordu. Bununla birlikte rapor, bu meblağın nasıl kullanıldığına dair detayların net olmadığını vurgulamaktadır.
İsrail Merkez Bankası kişisel hesap işletmemekte, yalnızca devlete ait finansal kaynakları tutmakta ve transfer etmektedir. Bu bankadaki devlet hesapları da "çift anahtar" olarak bilinen bir mekanizma kullanmaktadır; bu da para transferi gerçekleştirmek için yetkili iki kişinin onayının gerektiğini ve böylece para hareketleri üzerinde daha fazla denetim sağlandığını gösterir.
Rapora göre Netanyahu, Kushner'den Beta hesabından herhangi bir işlem yapmadan önce kendisini bilgilendirmesini istemişti. Kushner de mesajlarını Netanyahu'ya iletmek için dönemin ABD İsrail Büyükelçisi David M. Friedman aracılığıyla hareket ediyordu; Friedman İsrail Başbakanı ile düzenli olarak görüşen bir isimdi.
Paranın İsrail Merkez Bankası'na transfer edilmesi, Muhammed bin Zayid'in ödemesi ile Kushner arasındaki bağlantının tespit edilmesini zorlaştırabilirdi. İsrail'den para transferine müdahil olan kişilerden biri yazara, bu meblağların büyük bir kısmının önce Kıbrıs'taki hesaplara aktarıldığını, ardından başka varış noktalarına gönderildiğini söyledi.
Bununla birlikte, bu iddialarla bağlantılı isimler suçlamaları reddetmiştir. Friedman, böyle bir paradan veya Kushner'in mesajlarını iletme konusunda bir rolü olduğundan haberinin bulunmadığını ve hakkındaki iddiaların tamamen asılsız olduğunu belirtmiştir. Kushner'in avukatı da müvekkilinin temel olarak böyle bir hesabın varlığından haberdar olmadığını ve böyle bir hesabın hiçbir zaman var olmadığını vurgulamıştır.
Üçüncü Hesap: BAE'nin Muhtemel İran Saldırısına Karşı Savunma Masrafı
Rapor, önceki iki hesaptan farklı olan başka bir finansal hesaba daha dikkat çekiyor. Bu hesap, İsrail ve BAE arasındaki gizli yakınlaşma süreci çerçevesinde şekillendi; Kushner bu müzakerelerde aktif rol oynamıştı.
Rapora göre İsrail, İran tarafından gerçekleştirilebilecek büyük bir askeri saldırı durumunda BAE'nin savunmasına yardım etmek üzere BAE ile bir anlaşmaya vardı. BAE hükümeti de bu acil durum savunmasının masraflarını karşılamak durumundaydı ve bu nedenle İsrail Merkez Bankası'na başka bir finansal transfer gerçekleştirdi.
Yazar bu meblağı bir tür savunma ihtiyat fonuna benzetmektedir; acil durumlarda kullanılmak üzere ayrılmış kaynaklar. Yazara göre ele alınan üç hesap toplamda, Kushner'in İsrail, BAE ve Suudi Arabistan liderleriyle temas halinde şekillenmesinde rol oynadığı gizli bir dış politika mekanizmasının parçasıydı.
Bununla birlikte rapor; savunma anlaşmasının detayları, bu kaynakların tam olarak hangi şartlarda kullanılacağı ve bu üçüncü hesabın diğer iki hesapla doğrudan bağlantısının derecesi hakkında daha fazla açıklama sunmamaktadır.
Kushner ABD Yasalarını İhlal Etti Mi?
Raporun ana eksenlerinden biri, Kushner'in bu hesaplara erişiminin ABD hükümetinin yasa ve düzenlemeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı sorusudur.
Kushner, Trump'ın ilk başkanlık döneminde, Başkan'ın Kıdemli Danışmanı sıfatıyla maaş almamasına rağmen resmi bir ABD hükümet çalışanı sayılıyordu. Bu nedenle mesleki etik ve finansal bilgilerin ifşasına ilişkin düzenlemelere tabiydi.
Kushner, her yıl varlıkları ve finansal çıkarları hakkında biri kamuya açık, diğeri gizli olmak üzere iki finansal form sunmakla yükümlüydü. Bu belgeler "Yürütme Organı Çalışanları Finansal İfşa Raporu" olarak bilinir. Kushner gizli devlet bilgilerine erişim yetkisine sahip olduğu için, yetkili imza sahibi veya hak sahibi olarak erişebildiği her türlü banka hesabını bildirmek zorundaydı.
Rapora göre, BAE'deki Alfa hesabına veya İsrail'deki Beta hesabına erişimi ABD hükümetine bildirilmemiş ve gerekli izinler alınmamışsa, bu eylem ABD yasalarını ihlal etmiş olabilir. Yazar ayrıca, Kushner'in paranın sahibi olup olmamasından bağımsız olarak, sadece erişim yetkisine sahip olmasının bile yabancı hükümetlerden böyle bir yetki alması nedeniyle kendisi için ciddi çıkar çatışmaları yaratabileceğini belirtmektedir.
Raporda, yabancı bir hükümetin ABD hükümetinde nüfuz sahibi bir kişiye yaklaşık 2 milyar dolar sağlamasının, hükümet kararlarını etkilemek amacıyla ödenen bir para olarak değerlendirilebileceği ifade edilmektedir. Böyle bir durumda, finansal kaynağı sağlayan hükümetin çıkarları doğrultusunda ABD politikasını şekillendirme yönündeki her türlü çaba, kişiyi yabancı bir gücün temsilcisi olmaya ilişkin düzenlemelerle karşı karşıya getirebilir.
ABD yasaları, yabancı bir hükümet adına lobicilik yapan vatandaşların, kendi rollerini ve adına faaliyet gösterdikleri hükümeti Adalet Bakanlığı'na bildirmelerini şart koşmaktadır.
Trump'ın seçim kampanyasının Rusya ile bağlantılarına ilişkin Robert Mueller soruşturmasında yer alan eski bir savcı yazara, Kushner'in bu paralar karşılığında sadece kayınpederiyle konuşarak bile Muhammed bin Zayid veya Muhammed bin Selman'a bir söz vermiş olması halinde, rüşvet ve yabancı güç temsilciliğine ilişkin federal yasaları ihlal etmiş olabileceğini söyledi.
Bununla birlikte, bu değerlendirme bir suçun kanıtlandığı anlamına gelmemekte olup rapor da bu konuda adli bir karar veya hukuki bir sürecin nihai sonucunu sunmamaktadır. Kushner'in avukatı müvekkilinin herhangi bir yasayı ihlal ettiğini reddetmiştir.
Sonuç olarak rapor, Kushner'in yabancı hükümetlerle bağlantılı finansal hesaplara gizli erişiminin, Orta Doğu politikasına ilişkin müzakereleriyle birlikte, şeffaflık, çıkar çatışması ve bir üst düzey ABD yetkilisinin faaliyetlerinin denetimi konusunda ciddi sorular öne sürdüğünü iddia etmektedir.